Kim Kimi Kandırıyor

Bir genç yıllarca okuyacak, ailesi elinden geleni yapacak, kimi zaman yokluk içinde üniversite bitirecek, kimi zaman çalışarak okuyacak, gecesini gündüzüne katıp sınava hazırlanacak.

Sonra önüne bir sınav konulacak. Ter dökecek, umutlanacak, puanını alacak. Ardından mülakat gelecek ve bütün geleceği birkaç kişinin değerlendirmesine bırakılacak.

Peki bu düzen ne kadar şeffaf.

Gençler bunu sormaya hakkı var.

Mülakatın ölçütleri açık mı. Değerlendirme nasıl yapılıyor. Puanlama hangi kriterlere göre belirleniyor. Görüşmeler kayıt altına alınıyor mu. Aday kendisine verilen puanın gerekçesini görebiliyor mu. İtiraz ettiğinde karşısında gerçekten bağımsız ve denetlenebilir bir mekanizma bulunuyor mu.

Gençlerin kafasında bu sorular varsa, bu soruların cevabı açıkça verilmelidir.

Çünkü burada söz konusu olan sıradan bir iş başvurusu değildir. Bir insanın yıllarıdır. Bir ailenin fedakârlığıdır. Bir annenin, bir babanın çocuğu okusun diye yaptığı fedakârlıktır. Bir gencin kurduğu yuvadır, meslektir, hayaldir, gelecektir.

Bir gencin yüksek puan alıp yine de geleceğinden emin olamaması kadar ağır bir duygu olabilir mi.

Yıllarca ders çalışmış, kendi branşında uzmanlaşmış bir gence, emeğinin karşılığını alacağı konusunda güven veremiyorsanız, o gençten geleceğe umutla bakmasını beklemek kolay değildir.

Üstelik her mesleği aynı kalıba sokmak da adalet duygusunu zedeleyen önemli bir mesele hâline geliyor.

Öğretmen kendi alanında değerlendirilmeli. Tarım ve ziraat mühendisi kendi mesleki bilgisiyle ölçülmeli. Elektrikçi elektrik alanındaki yetkinliğiyle, motor teknisyeni motor alanındaki bilgisiyle, sağlık çalışanı sağlık alanındaki mesleki yeterliliğiyle, bilgisayar uzmanı bilişim alanındaki bilgisiyle, harita mühendisi kendi uzmanlığıyla sınanmalı.

Her mesleğin ayrı bir emeği, ayrı bir eğitimi, ayrı bir sorumluluğu vardır.

Bir sağlıkçının tarım alanına, bir tarım mühendisinin sağlık alanına, bir elektrikçinin bambaşka bir uzmanlık alanına savrulması yerine insanları eğitim aldıkları ve uzmanlaştıkları alanlarda değerlendiren bir kamu istihdam sistemi kurulmalıdır.

Lise ve dengi meslek okullarından üniversitelere kadar herkes kendi branşında, kendi mesleki yeterliliği üzerinden değerlendirilmelidir. ÖSYM tarafından yürütülecek merkezi, objektif, şeffaf ve denetlenebilir branş sınavlarıyla insanlar gerçekten bildikleri ve yetiştikleri alandan kamuya kazandırılmalıdır.

Çünkü devletin ihtiyacı sadece sınavda başarılı olan insan değildir.

Devletin ihtiyacı, işini bilen insandır.

Mesleğini bilen öğretmendir. İşini bilen mühendistir. Sağlık hizmetini bilen sağlık çalışanıdır. Tekniğini bilen teknisyendir. Toprağı bilen ziraat mühendisidir. Teknolojiyi bilen bilgisayar uzmanıdır.

İşte liyakat budur.

Bugün gençlerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri de belirsizliktir. Üniversiteyi bitiriyorlar, sınava hazırlanıyorlar, puan alıyorlar, tercih yapıyorlar ve bekliyorlar. Olmayınca yeniden hazırlanıyorlar. Bir yıl daha, bir sınav daha, bir umut daha.

Derken gençlik yılları geçiyor.

Hayaller erteleniyor.

Evlilik erteleniyor.

Kendi ayakları üzerinde durma hayali erteleniyor.

Aile kurma hayali erteleniyor.

Hayat erteleniyor.

Ve insanın içinde bir soru büyüyor.

Ben daha ne kadar bekleyeceğim.

İşte asıl tehlike burada başlıyor. Umudunu kaybeden genç, yalnızca bir sınavı kaybetmiş olmuyor. Sisteme olan güvenini de kaybedebiliyor. Kendisine verilen emeğin karşılığını alamadığını düşündüğünde geleceğe dair inancını yitirebiliyor. Bazı gençlerin ağır psikolojik bunalımlara sürüklenmesi, hatta intihar girişimlerine kadar varan acı tabloların ortaya çıkması, artık herkesin üzerinde düşünmesi gereken büyük bir toplumsal yaradır.

Bir sınav sistemi insanın hayatını belirleyebilir.

Ama bir insanın hayatını umutsuzluğa çevirmemelidir.

Gençlerin hayalleriyle oynamayın.

Onları torpil şüphesinin, kapalı kapıların ve belirsiz mülakatların gölgesinde bırakmayın. Mülakat varsa açık olsun, ölçütleri belli olsun, kayıt altına alınsın, denetlensin. Aday hakkını arayabilsin. Kimsenin emeği kişisel değerlendirmelerin, ilişkilerin veya kayırmacılık şüphelerinin altında ezilmesin.

Çünkü bu gençler ayrıcalık istemiyor.

Torpil istemiyor.

Kimsenin hakkına girmek istemiyor.

Sadece kendi hakkını istiyor.

Yıllarca çalıştığı meslekte görev yapmak, emeğinin karşılığını almak ve geleceğini kurmak istiyor.

Kim kimi kandırıyor.

Gençler artık sadece puanlarını değil, adaleti de görmek istiyor.

Bu ülkenin gençlerine yapılacak en büyük iyilik, onlara boş umut vermek değildir. Onlara gerçekten adil bir sistem kurmaktır.

Liyakatın olduğu, mülakatın şeffaf olduğu, torpil şüphesinin ortadan kaldırıldığı, herkesin kendi branşında değerlendirildiği ve emeğin karşılığını bulduğu bir sistem.

Çünkü bir gencin hayalini yıkmak kolaydır.

Ama o hayalin yeniden kurulması yıllar alır.

Yazıktır. Günahtır. Bu gençlerin umuduna kıymayın. Çünkü onların geleceği, bu ülkenin geleceğidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Metin Keskin Arşivi

Yeni Bir Hayatın Şafağında

11 Eylül 2026 Cuma 10:23

Hakkâri’yi Böyle mi Yaşatacağız?

13 Ağustos 2026 Perşembe 10:28

Cilo'da Yarım Kalan Zirve

21 Temmuz 2026 Salı 18:00

Doğanın Emaneti Pazarda Tükenmesin

09 Haziran 2026 Salı 09:15

Bayram Geliyor, Halk Geçim Derdinde

20 Mayıs 2026 Çarşamba 15:44

Hakkâri’de sağlıkta büyük emek

14 Mart 2026 Cumartesi 15:12