Uz. Psikolog Eda Tanyürek Keskin

Uz. Psikolog Eda Tanyürek Keskin

OKULLAR NEDEN GÜVENSİZLEŞİYOR? Çocuk ve Ergen Psikolojisi Açısından Bir Bakış

Bir çocuk okula giderken çantasına kitaplarını koyar.

Kalemini, defterini, beslenmesini…

Peki ya korkusunu?

Son dönemde okullarda yaşanan şiddet ve silahlı saldırı haberleri, yalnızca güvenlik önlemlerini değil, çocuklarımızın ruh dünyasını da yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Çünkü bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca kapısındaki güvenlik görevlisi belirlemez.

Bir çocuk kendisini okulda değersiz, yalnız, dışlanmış veya tehdit altında hissediyorsa, orada psikolojik güvenlikten söz etmek zordur ve belki de asıl sormamız gereken soru şudur:

Çocuklarımız neden şiddete bu kadar yakın bir dünyada büyüyor?

ŞİDDET BİR ANDA BAŞLAMAZ

Bir çocuğun ya da ergenin ciddi bir şiddet davranışına yönelmesini tek bir nedene bağlamak mümkün değildir.

Aile içi çatışmalar, akran zorbalığı, dışlanma, yoğun öfke, travmatik yaşantılar, sosyal izolasyon, sağlıklı iletişim kuramama ve duygularla baş etme becerilerindeki yetersizlikler farklı çocuklarda farklı şekillerde etkili olabilir.

Ancak burada çok önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekir:

Zor bir çocukluk yaşayan ya da psikolojik sorunlar yaşayan her çocuk şiddete yönelmez.

Bu nedenle çocukları etiketlemek veya ruhsal sorunları şiddetle doğrudan eşleştirmek doğru değildir.

Asıl mesele, çocuğun yaşadığı güçlüğü zamanında fark edebilmek ve ihtiyaç duyduğu desteği sağlayabilmektir çünkü bazen şiddet, görünen son davranıştır. Asıl hikâye çok daha önce başlamıştır.

“SORUNLU ÇOCUK” DEDİĞİMİZDE NEYİ KAÇIRIYORUZ?

Bir çocuk sürekli öfkeleniyor olabilir.

Bir ergen arkadaşlarından uzaklaşıyor olabilir.

Bir öğrenci ders başarısında ani bir düşüş yaşayabilir.

Bazı çocuklar ise tam tersine hiçbir şey belli etmeden içlerine kapanabilir.

Ve biz yetişkinler bazen bu davranışları tek bir kelimeyle açıklamayı tercih ederiz:

“Problemli.”

Oysa çocuk ve ergen psikolojisi bize davranışın çoğu zaman bir mesaj taşıdığını gösterir.

Çocuk her zaman “Yardım edin.” diyemez.

Bazen bunu öfkesiyle söyler.

Bazen sessizliğiyle.

Bazen okuldan kaçışıyla.

Bazen arkadaşlarından uzaklaşmasıyla.

Bazen de “Beni kimse anlamıyor.” cümlesiyle…

Burada yetişkinlere düşen görev, davranışı yalnızca bastırmak değil, davranışın arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalışmaktır.

GÜVENLİ OKUL SADECE GÜVENLİK KAMERASIYLA KURULMAZ

Elbette fiziksel güvenlik önlemleri gereklidir ancak güvenli bir okul bundan çok daha fazlasıdır.

Çocuğun zorbalığa uğradığında konuşabileceği bir yetişkinin olmasıdır.

Öğretmenin yalnızca notlarını değil, davranışlarındaki değişimi de fark etmesidir.

Okul psikolojik danışmanlık hizmetlerinin gerçekten ulaşılabilir olmasıdır.

Ailenin çocuğuyla iletişim kurabilmesidir.

Çocuğun yardım istediğinde “abartıyorsun” denilerek susturulmamasıdır.

Ve en önemlisi:

Çocuğun kendisini görülmüş hissetmesidir.

BİR ÇOCUĞUN SESSİZLİĞİ BAZEN EN YÜKSEK SESİDİR

Çocuklarımızın yalnızca akademik başarısını takip etmek yetmez. “Kaç aldın?” kadar,

“Bugün kendini nasıl hissettin?”

“Okulda seni üzen bir şey oldu mu?”

“Biri sana kötü davranıyor mu?”

“Seninle konuşmak isteyen bir arkadaşın var mı?” sorularını da sormalıyız.

Çünkü çocukların ruh sağlığını korumak, yalnızca kriz ortaya çıktığında müdahale etmek değildir. Kriz ortaya çıkmadan önce çocuğun yanında olmaktır.

PEKİ NE YAPMALIYIZ?

Aile, okul ve ruh sağlığı profesyonelleri arasında daha güçlü bir iş birliği kurulmalı.

Çocuklara yalnızca ders başarısı değil; duygu düzenleme, öfke kontrolü, çatışma çözme, empati, sınır koyma ve yardım isteme becerileri de kazandırılmalı.

Akran zorbalığı görmezden gelinmemeli.

Davranış değişiklikleri ciddiye alınmalı Ve psikolojik destek, çocuk “artık dayanamayacak” noktaya geldikten sonra değil, ilk sinyaller görüldüğünde gündeme gelmeli Çünkü önleyici ruh sağlığı çalışmaları, bazen bir çocuğun hayatında hiç kimsenin göremeyeceği kadar büyük bir fark yaratabilir.

SON SÖZ

Bir okul saldırısından sonra hepimiz aynı soruyu soruyoruz:

“Bunu nasıl fark edemedik?”

Belki de bundan sonra başka bir soru sormalıyız:

“Daha önce hangi işaretleri görmezden geldik?” Çünkü bir çocuğun elindeki silahı fark etmek için çok geç olabilir ama çocuğun içindeki öfkeyi, yalnızlığı, dışlanmışlığı ve çaresizliği fark etmek için hâlâ zamanımız olabilir. Çocukları korumak, yalnızca kapıları kilitlemekle değil; onların dünyasına kapı açmakla başlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Uz. Psikolog Eda Tanyürek Keskin Arşivi

İNTİHAR (ÖZKIYIM)

17 Ocak 2026 Cumartesi 18:59