Hakan Taş
Osman Ölmez'in ardından!
Ölmez ailesinden sadece İsmet Ölmez ve Kemal Ölmez’i uzaktan tanıyordum. Belediye Başkan Adayı İsmet Ölmez’e basın danışmanı olarak görev üstlendiğimde ÖLMEZ ailesini yakından tanıma şansını elde ettim. Büyük ağabey H. Tahir Ölmez kendi halinde mütevazi bir beyefendi. H. Cabbar Ölmez ile H. Osman Ölmez yapışık ve ikiz kardeş gibiydiler. Gençleri iş ve görev bölümünde herkes kendi işinin başındaydı. Birbirlerine oldukça sadık ve bağlı saygı ve sevgide kusur etmeyen aile bireyleridirler.

Yakın dostum Gıyasettin Seyitoğlu, bana sürekli dayısı Osman Ölmez’den bahs ederdi. Bir işçi gibi sürekli maden ocağında çalıştığını, fakir fukara babası olduğunu, kazandığı her kuruşunda tüm ailesi gibi alın teri olduğunu, madenden çok iyi anladığını, alkol ve sigara kullanmadığını, birden fazla Hacca gittiğini, kazma ve kürek izleriyle avuç içlerinin yaralarından söz ederdi. Dayısını tanımadığım için de dinler geçerdim. Fakat Ölmez ailesi ile yakın ilişkiler içerisinde çalıştığımda H. Osman Ölmez’i yakından tanıdım. Hızlı akardı hayata, hızlı konuşurdu, hızlı sonuçlandırırdı işlerini. Tıpkı hızlı ölüme gittiği gibi.
Seçim sürecinde H. Osman Ölmez ve kardeşi H. Cabbar Ölmez muhasebe görevi yürütüyorlardı. Ceketlerinin iç cebinde para çıkartır fakir fukaraya sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği biçimde veriyorlardı. Binlerce kişiye kimselerin görmediği özel odada destek oluyorlardı.
Bir gün çok yoruldum ve seçim ofisinin dış kapısında hava almaya çıktım. Birkaç dakika sonra H. Osman Ölmez yanıma yaklaştı ve derin bir of çekerek sohbete koyuldu; “Hakan bey, ne çok dertli ve geçim sıkıntısı yaşayan insanımız var. Onlara para desteği verirken kimi zaman da çekinerek mahcup oluyorum. Aylardır evine et götüremeyenler var. Hiçbir geliri olmayan ve gerçekten desteğe ihtiyacı olan insanımızı listeleyerek bana ver onlara maddi ve manevi desteğimizi sürdüreceğiz.”
H. Osman Ölmez’in bana böyle bir yetki vermesi hoşuma gitmişti. Çünkü her gün yüzlerce mağdur vatandaşımızın derdini dinleyerek not alıyordum. Ve 45 gün boyunca her gün en az 50-60 kişinin isim listesini Osman Ölmez’e takdim ederek yardım ulaştırmasını sağlıyordum.
Birlikte çalışma süremiz bitti ama dostluğumuz devam etti. Kandil, bayram ve diğer özel günlerde telefonlaşarak sohbet ederdik.
Bir akşamüstü aniden ağır bir baş ağrısı yaşadı. Sonrasında ağır beyin kanaması ve Diyarbakır’da ameliyata alındı. Kan değerleri düşük olunca yoğun bakım ünitesine alındı. İki buçuk ay boyunca mücadele verdi ama başaramadı. 72 gün sonra Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayata veda etti.
Ölmez ailesi kadın, çocuk, yaşlı 72 gün boyunca hastane önünde nöbet tuttu. O çok sevdiği memleketine Hakkâri’ye sıcak bir havada, soğuk bir tabutun içinde geldi. Binlerce araç konvoyu, gözyaşı ve ağıtlarla köyünde son yolculuğa uğurlandı.
Oğulları Özkan- Metin Ölmez’in sosyal medya hesaplarında babalarına duydukları özlem ve dua haykırışı herkesin yüreğini yaktı.
Metin Ölmez, “Babam ailemizin lokomotiviydi. Toparlayıcı, yapıcıydı. Kızmayı, küsmeyi bilmezdi. Sabah namazı ardından bismillah diyerek işe koyulurdu. Çalışmayı severdi, bize sadece baba değil, dayanma gücü ve dosttu.” Demekle yetindi. İl dışında olduğum için memlekete yeni geldim ve Ölmez’lerin köyünde büyük ağabey H. Tahir Ölmez’i aile adına ziyaret ettim. Gözleri halen ıslak. Tüm sohbetinde sadece “OSMAN” var. “Ben ondan yaşça büyüğüm. O en küçüğümüzdü.
Ölüme erken gitti ve hepimizi yaralayarak gitti. Ben hayatım boyunca işine bu denli sadık bir insan tanımadım. Patron değil işçi ve emekçiydi. Ezan okunduğunda taşın, toprağın üstünde bile namazını kılardı. Kendi elleriyle çalışanlara yemek yapardı. Bizde unutulmaz tatlı anılar bıraktı ama giderken belimizi de kırdı.” diyerek dertleşti.
Ölmez ailesi 72 gün boyunca gözyaşı limitini doldurdu. Sonrasında kanlı gözyaşları içine akıttı. Kendi köyünde kardeşlerinin yanında toprağa verildi ve halen başsağlığı ziyaretleri devam ediyor. Rahmetli Osman Ölmez erken gitti ama geride silinmeyecek bir iz bıraktı.
İsmet Ölmez’in çok anlamlı bir sözü var: “Dünya malı dünyada kalır. Biz emanetçiyiz. Allah bize bu şansı insanımızla paylaşalım diye verdi. Mal ve mülk sadece Allah’ındır. Biz giderken beraberimizde hiçbir şey götürmeyiz.”
Ölmez Ailesi babaları H.Bapir Ölmez adına ilimizin en büyük kapasiteli camisini hizmete açtılar. Orada secde eden herkes “Allah razı olsun” diyor.
H. Osman Ölmez’i sonsuza dek yaşatmak ve anımsamak adına da Hakkâri merkezde onun adına tam kapasiteli bir taziye evi veyahut Van’da Hakkârililer için bir mezarlık ve taziye evi yapılmasını arzu ederdim. Çünkü H. Osman Ölmez çok kişinin yüreğine dokundu ve çok sayıda insanımızın duasını aldı.
Allah rahmet eylesin…


