Nevzat Kızılban

Nevzat Kızılban

"Bir erdem Abidesinin ardından

​Babamız H. Şemsettin Kızılban’ın Değerler Mirası ve Zamansız Ayrılık
​Toplumların hafızasında silinmez izler bırakan kimi şahsiyetler vardır; onlar sadece kendi ömürlerini yaşayıp bu dünyadan sessizce geçip gitmezler.

Duruşlarıyla, tavizsiz ilkeleriyle ve etraflarına yaydıkları sarsılmaz güvenle, yaşadıkları çağın ve coğrafyanın sessiz vicdanı haline gelirler. Vefatının 21. yıl dönümünde derin bir saygı, tükenmeyen bir özlem ve minnetle andığımız babamız H. Şemsettin Kızılban, tam da bu tanımın karşılığı olan müstesna bir değerdir.

​O, sadece ailesinin fırtınalı günlerde sığınacağı güvenli bir liman değil; düşünceleri, eylemleri ve karakteriyle nesilden nesile aktarılacak köklü bir ahlak mirasının da banisidir. Hayat yolculuğunu dürüstlük, adalet ve sınırsız bir insan sevgisiyle nakşeden bu bilge çınar, geride maddiyatla ölçülemeyecek kadar ihtişamlı bir manevi miras bırakmıştır.

​Sözün ve Özün Birliği: Hakikat Karşısında Bükülmeyen Bir Çizgi
​Geleneksel erdemlerin hızla aşındığı modern dünyada en çok kıtlığını çektiğimiz niteliklerin başında içi dışı bir olabilme cesareti gelir. H. Şemsettin Kızılban’ın yaşam öyküsündeki en belirgin mihenk taşı, onun bükülmez, eğrilmez ve ilkelerinden taviz vermeyen dürüstlüğüydü.

​Eğilmeyen Bir Duruş: O, konjonktüre veya rüzgara göre yön değiştirenlerden değil; en sert fırtınalarda dahi hakikati haykırmaktan çekinmeyenlerdendi. Düşüncelerini net ve büyük bir yüreklilikle ifade eden dobra kişiliği, çevresindeki herkese sarsılmaz bir güven aşılardı.

​Sözün Mukaddesiyeti: Onun lügatinde "sözünün eri olmak" sıradan bir tabir değil, adeta yaşamını şekillendiren bir ahlak yasasıydı. Ağzından çıkan tek bir kelime, mühürlü bir senetten daha güçlü bir teminattı.

​Bu ilkeli duruş, bugün Kızılban ailesine ve sevenlerine bırakılmış en büyük rehberdir: “Ne pahasına olursa olsun doğruyu savunmak ve söze sadık kalmak.”
​Toplumsal Barışın Mimarı ve Korkusuz Bir Adalet Savaşçısı
​H. Şemsettin Kızılban, adaleti teorik bir kavram olarak değil, günlük yaşamın tam merkezine yerleştirdiği ameli bir sorumluluk olarak benimsemişti. Onun adalet anlayışı, güçlünün egemenliğini değil, haklının gücünü esas alıyordu.

​"Haksızlık karşısında sessiz kalan, dilsiz şeytandır" düsturunu bir yaşam felsefesine dönüştüren Kızılban, nerede bir mağdur veya ezilen varsa, hiç düşünmeden onun kalkanı olurdu. Ancak bu korkusuz duruş, hiçbir zaman yıkıcı bir öfkeye dönüşmedi. O, adaleti ararken bile yapıcı, uzlaşmacı ve kuşatıcı bir ruh halini muhafaza etmeyi başardı.

​Aşiret ve toplum içi anlaşmazlıkları büyümeden çözen, farklı fikirleri saygı potasında eriten bilge yapısıyla toplumsal barışın gizli bir mimarı gibi çalıştı. Cesaretin hoşgörüyle, dik duruşun ise zarafetle birleştiğinde nasıl asil bir güce dönüştüğünün en somut örneği oldu.

​Sofrası ve Yüreği Herkese Açık Bir Cömertlik Abidesi
​Onu tanıyıp da paylaşım kültüründen, karşılıksız cömertliğinden etkilenmeyen kimse yoktu. Günümüzün gösterişe dayalı yüzeysel yardımseverliğinden uzak, tamamen kalbi bir adanmışlıkla yaşadı.
​Sınırsız Paylaşım: Dara düşen, yolda kalan, hayatın yükü altında ezilen herkes için o, sığınılacak ilk kapıydı. Ekmeğini bölüşmekten haz duyar, karşılığını yalnızca Yaradan'dan beklerdi.

​Bereketli Bir Sofra: Evi, günün her saatinde açık kapısıyla ve kurulu sofrasıyla bir bereket teknesiydi. O sofra sadece karınların doyduğu değil; sevginin, sohbetin, kardeşliğin ve insan sıcaklığının harmanlandığı bir gönül meclisiydi.

​Bilge Bir Zanaatkar: Emeğin ve Metanetin Sinerjisi
​O, sadece fikir üreten bir düşünür değil, aynı zamanda elleriyle değer yaratan bilge bir zanaatkardı. Zanaatı, hayata olan bağlılığının ve emeğe duyduğu derin saygının bir nişanesiydi.

​Hayatın karşısına çıkardığı zorluklar ve fırtınalar karşısında gösterdiği sarsılmaz metanet, olayları derinlemesine analiz etme yeteneği ve tecrübelerinden süzülen bilgeliği, onunla kelam eden herkesin ruhunda derin izler bırakırdı. Etrafındakilere sadece hayatta kalmayı değil; erdemli yaşayarak hayata değer katmayı öğreten bir kutup yıldızıydı.

​Babaların Sessiz Kahramanlığı ve Zamanın Telafisizliği
​İnsan, bazı büyük değerlerin ihtişamını ne yazık ki onları kaybettikten sonra çok daha net kavrıyor. Zamanı geri döndürmek imkansız olsa da geriye bakıldığında yüreklerde ince bir sızı beliriyor: “Keşke ona daha sık sarılabilseydik, keşke arkanızda duran o dağın büyüklüğünü kendisi hayattayken daha gür bir sesle ifade edebilseydik...”

​Babalar, hayat sahnesinin görünmez kahramanlarıdır. Kendi yorgunluklarını gizleyen, evlatlarının tek bir tebessümü için kendi hayallerinden vazgeçen, gözleriyle sarılıp dualarıyla koruyan çınarlardır. H. Şemsettin Kızılban da arkasında geçici zenginlikler değil; onurlu bir soyadı ve "iyi insan olabilme" sanatını miras bırakarak bu dünyadan ayrıldı.

​Geleceğe Işık Tutan Bir Ahlak Pusulası
​Vefatının üzerinden geçen 21 yıla rağmen, H. Şemsettin Kızılban ismi Çemanî / Pinyanişî ailesinin ve onu tanıyan tüm bölge halkının kalbinde ilk günkü tazeliğiyle yaşamaya devam ediyor. O, geçmişte kalmış hoş bir anı değil; bugünümüze ve geleceğimize yön veren canlı bir ahlak pusulasıdır.

​Bu anlamlı anma vesilesiyle zamansız bir çağrıda bulunmak elzemdir: Hayatta olan herkes, bugün babasına sımsıkı sarılsın. Ertelemeyin; çünkü zaman acımasızdır ve bazı geç kalışların telafisi yoktur.
​Başta dürüstlük ve adalet abidesi H. Şemsettin Kızılban olmak üzere, ebediyete irtihal etmiş tüm fedakar babalarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Nevzat Kızılban Arşivi

Dokunmadan Sevebilmek

02 Temmuz 2026 Perşembe 16:31

Karanlığın İçinden Doğan Meşale

17 Haziran 2026 Çarşamba 10:07

Rahmi koç, maskelerin ardındaki zihniyet:

06 Haziran 2026 Cumartesi 10:31

Kalemin karşısındaki duvar

03 Haziran 2026 Çarşamba 09:16

Ağrı Dağı kadar dik ve yüce bir irade

18 Mayıs 2026 Pazartesi 17:53