Leyla Sapmaz
Tıbbi gereklilik ve “defansif tıp” çıkmazı
Beta blokerler(Propranolol, Metoprolol vb.), sempatik sinir sistemini baskılayarak kalp hızını ve kan basıncını düşürür. Hukuki açıdan bir hekimin bu ilacı reçete etmesi veya etmemesi, “Tıbbi Standart” ilkesi çerçevesinde değerlendirilir.
Uluslararası literatürde(örneğin Amerikan Kalp Cemiyeti-AHA rehberleri), kalp yetmezliği olan bir hastaya beta bloker başlanmaması, tıbbi bir ihmal olarak kabul edilebilir. Ancak ilacın yan etkileri(bradikardi, depresyon) nedeniyle hastanın yaşam kalitesinin bozulması, hekimi “aydınlatma yükümlülüğü” altına sokar.
Yargıtay ve Danıştay kararlarında sıkça vurgulandığı üzere, hekim hastayı sadece tedavinin faydaları hakkında değil, olası riskler hakkında da bilgilendirmelidir.
Bir hastada beta bloker kullanımı sonrası gelişen şiddetli bir yan etki (örneğin astım krizinin tetiklenmesi), eğer hastaya önceden bildirilmemişse, hekimin “kusursuz sorumluluğu” gündeme gelebilir.
Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası kararlarında, komplikasyon ile malpraktis ayrımı yapılırken; hekimin hastanın özgeçmişini(anamnez) detaylı alıp almadığına bakılır.Kullanılmaması gereken bir durumda beta bloker reçete edilmesi doğrudan tazminat yükümlülüğü doğurur.
Beta blokerlerin belki de en ilginç hukuki boyutu WADA(Dünya Anti- Doping Ajansı) kurallarıdır. Bu ilaçlar, titremeyi önlediği ve odaklanmayı artırdığı için bazı spor dallarında yasaklıdır.
Yasaklı branşlar; okçuluk, atıcılık, bilardo ve golf gibi dallarda beta bloker kullanımı “doping” sayılır.
CAS(Spor Tahkim Mahkemesi) önüne gelen dosyalarda, sporcunun kalp rahatsızlığı nedeniyle bu ilacı kullandığını kanıtlaması(TUE-Tedavi Amaçlı Kullanım İstisnası) gerekir. Aksi takdirde, tıbbi bir gereklilik olsa dahi usulüne uygun bildirim yapılmadığı için sporcu men cezası alabilir.
Türk Ceza Kanunu açısından, bir hekimin beta bloker dozajını ayarlarken yaptığı fahiş bir hata “taksirle yaralama” veya “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlarını oluşturabilir. Uluslararası hukukta(Common Law sistemlerinde), “gross negligence”(ağır ihmal) kavramı ile paralellik gösterir.
Yargıtay 13.Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre; hekimin sorumluluğu “en hafif kusuru” dahi kapsar.
Hekim, sadece ilacı doğru seçmekle değil, bu ilacın hastanın mevcut diğer hastalıklarıyla etkileşime girip girmeyeceğini araştırmakla yükümlüdür.
Eğer hekim “Astımınız var mı?” sorusunu sormuş olsaydı, bu komplikasyon yaşanmayacaktı. Bu durumda “İhmal” ile “Zarar” arasında illiyet bağı kurulur.
Beta blokerler, hukuk önünde “keskin bir bıçak” gibidir. Hekim için anamnez, sporcu için bildirim, hasta için ise bilgilenme hakkı ekseninde döner.
Evet, bu arada; beta blokerler kalbi susturmayı iyi bilir ama bazı gamzelerin meydana getirdiği o derin ritim bozukluğuna henüz hiçbir tıp literatürü çare bulabilmiş değil. Burası tam bir muamma olsa da bu ritim bozukluğunu seviyoruz.