Nevzat Kızılban
Coğrafyanın sabrı tükendi geçmiş olsun Hakkari
Bağışlı Heyelanı ve Bir Şehrin Anatomik İzolasyonu
Hakkari, Türkiye’nin en sarp ve vakur coğrafyalarından biri olmasına rağmen, son yılların en ağır "mühendislik trajedilerinden" birine tanıklık etti.
Bağışlı bölgesinde meydana gelen devasa heyelan, sadece Hakkari-Van-Yüksekova karayolunu kapatmakla kalmadı; bir şehri adeta modern dünyadan kopararak bir açık hava hapishanesine dönüştürdü. 15 günlük tam izolasyonun ardından yolun binek araçlara açılması teknik bir ilerleme olsa da, toplumun vicdanında ve aklında asılı kalan o devasa soru hala cevabını bekliyor: "Doğa mı bize sırtını döndü, yoksa biz mi doğanın dengesini bozduk?"
1. Mühendislik Etiği ve Yer Seçimi: Katı Atık Tesisi Yer Seçimi Bir Hata mıydı?
Hakkari için hayati önem taşıyan, milyarlarca liralık yatırımla hayata geçirilen "Katı Atık Tesisi", bugün maalesef bölgedeki istikrarsızlığın odak noktası olarak gösteriliyor. Bir projenin "faydalı" olması, onun "doğru yerde" olduğu anlamına gelmez.
"Statik Dengenin Tahribi:" Heyelan bölgelerinde "topuk" (toe) adı verilen alt kısımlar, yukarıdaki kütleyi tutan doğal dayanaklardır. Tesis inşaatı sırasında yapılan kazı ve dolgu çalışmaları, yamacın bu hassas dengesini bozarak "uyuyan bir devi" uyandırmıştır.
"Aşırı Yükleme Stresi:" Zaten hareketli olan bir zeminin üzerine tonlarca ağırlıkta bir tesis inşa etmek ve üzerine atık yükü bindirmek, zemin mekaniği açısından bardağı taşıran son damla olmuştur.
2. Suyun Sessiz İstilası: Drenaj İhmali ve "Buz Pisti" Etkisi
Heyelanları tetikleyen temel dinamik suyun yönetilememesidir. Bağışlı'da yaşanan olayda, suyun tahliyesi yerine zemine hapsolması felaketi tetiklemiştir.
Geçirgenliğin Artması: İnşaat çalışmalarıyla bitki örtüsünün kaldırılması ve toprak yapısının bozulması, yağmur ve kar sularının yüzeyden akıp gitmesi yerine derin tabakalara sızmasına neden olmuştur.
Drenaj Körlüğü: Dev yatırımlar yapılırken, suyun yeraltı rotaları hesaplanmadığında, toprak doygunluğa ulaşır. Bağışlı’da su, kil bakımından zengin alt tabakaları adeta bir "buz pistine" çevirmiş; sürtünme direnci kaybolan devasa kütle, yerçekimine boyun eğerek Zap Vadisi’ne doğru akmıştır.
3. Sosyo-Ekonomik Tecrit: Kaybolan Sadece Yol Değil
15 günlük bu büyük aksama, Hakkari halkı için basit bir trafik sorunu değil, tam teşekküllü bir "yaşam krizi" olmuştur:
Sağlık ve Hayat Hakkı: Hastaların çevre illere sevki durmuş, acil tıbbi müdahaleler gecikmiş, bölge halkı en temel anayasal hakkı olan sağlık hizmetinden mahrum kalmıştır.
Ekonomik Felaket: Lojistik ağının kopmasıyla temel gıda maddelerine erişim zorlaşmış, esnafın ticareti durma noktasına gelmiş ve bölge ekonomisi telafisi güç bir darbe almıştır.
Milli Servetin Çöküşü: Sadece yol değil, üzerine titrenen ve büyük maliyetlerle kurulan Katı Atık Tesisi de toprak altında kalarak kamu kaynaklarının nasıl heba edildiğinin acı bir sembolü haline gelmiştir.
4. Gerçeklerle Yüzleşme: ÇED Raporları ve Denetim Zafiyeti
Bu felaket, "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)" ve zemin etüdü raporlarının sadece bürokratik birer "prosedür" olarak görülmesinin bedelidir. Bilimsel gerçeklerin, idari kararların gölgesinde kaldığı her senaryo, eninde sonunda doğa tarafından "reddedilir". Bağışlı’da doğa, kendisine yapılan yanlış müdahaleyi reddetmiş ve Zap Vadisi’ne kusmuştur.
Sonuç: Bir Şehir Kaderine Terk Edilemez
Hakkari halkı bugün mağduriyetinin giderilmesini değil, bu mağduriyete sebep olan "planlama kusurlarının" hesabının verilmesini beklemektedir. Heyelan, sadece bir toprak kayması değil, bir yönetim ve mühendislik vizyonu kaymasıdır.
Çözüm Reçetesi Net:
1. Bağımsız Denetim: Heyelanı tetikleyen tesisin yer seçimi ve inşaat süreçleri tarafsız uzmanlarca incelenmelidir.
2. Kalıcı Sanat Yapıları: Coğrafyaya meydan okuyan değil, onunla barışık olan tünel ve viyadük projeleri ivedilikle hayata geçirilmelidir.
3. Halkın Bilgi Edinme Hakkı: Hakkari halkı, bu felaketin sorumlularını ve gelecekte alınacak önlemleri şeffaf bir şekilde öğrenmelidir.
Hakkari, sarp dağların ardında kalmış bir mahrumiyet bölgesi değil; doğru mühendislik, dürüst yönetim ve hak ettiği yatırımı bekleyen Türkiye'nin stratejik bir parçasıdır. Bağışlı heyelanı, bir son değil, bilimsel gerçeklere dönüş için bir milat olmalıdır.