Nevzat Kızılban
Hakkâri’nin Çığlığı
Hakkâri’nin Çığlığı: Zenginlik İçinde Yokluk ve Bir Kentin Çözüm Bekleyen Dramı
Coğrafya, bir toplumun kaderi olduğu kadar; o coğrafyanın sunduğu imkânları yönetememek de o denli ağır bir yönetimsel sorumluluktur.
Türkiye’nin en uç noktasında, görkemli dağların arasında yer alan Hakkâri; dört büyük çay, devasa bir nehir ve onlarca derenin hayat verdiği, yılın her günü suyun sesiyle yankılanan bir şehirdir. Ancak bu bereketli tablo, ne yazık ki modern bir trajediye dönüşmüş durumda. Kaynakların kalbinde yer alan bu kadim kent, yıllardır "su içinde susuzluk" gerçeğiyle boğuşmaktadır.
Hakkâri’nin meseleleri sadece musluklardan akan bulanık suyla sınırlı değildir; bu, bir kentin bütünüyle ihmal edilmişliğinin, potansiyelinin görmezden gelinmesinin resmidir.
1. Su ve Sağlık: Musluklardan Akan Belirsizlik
Hakkâri’nin en büyük paradoksu, su kaynaklarının bolluğuna rağmen evlere ulaştırılan suyun yetersizliği ve sağlıksızlığıdır. Kentin etrafı gürül gürül akan temiz kaynaklarla çevriliyken, şehir şebekesine verilen suyun modern sağlık standartlarından uzak olması kabul edilemez bir durumdur.
Özellikle her yağış sonrası musluklardan akan koyu ve bulanık su, halk sağlığını ciddi bir tehdit altına sokmaktadır. "Su şehri" Hakkâri'nin, 21. yüzyılda hâlâ temel yaşam hakkı olan temiz suya erişememesi, altyapı belediyeciliğinin sınıfta kaldığının en somut göstergesidir.
2. Ulaşım ve Bağışlı Bölgesi: İhmalin Heyelanı
Kentin can damarı olan ulaşım aksları, bugün tam anlamıyla bir kördüğüm haline gelmiştir. Günlerdir devam eden *Bağışlı Bölgesi*'ndeki heyelanlar, Hakkâri’yi dış dünyaya kapatan bir izolasyona dönüştürmüştür. Burada dikkat çekilmesi gereken en kritik nokta, doğanın dengesine yapılan müdahalelerdir:
Yanlış Yerleşke ve Mühendislik Hataları:* Heyelan bölgesi olduğu bilimsel bir gerçek olan alana katı atık tesisi inşa edilmesi, yüzey doğallığının bozulmasına ve felaketin adeta davetiye çıkarılarak tetiklenmesine neden olmuştur.
Öngörülen Ama Çözülmeyen Sorunlar:* Bu krizler sürpriz değildir. Arşivler, tarafımdan (*Nevzat KIZILBAN*) 26.08.2022 tarihinde (2203864667 sayılı yazı ile) Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü'ne sunulan çözüm talepleriyle doludur. Yıllar öncesinden projelendirilen ve uyarısı yapılan bu darboğazların bugün bir ulaşım felaketine dönüşmesi, liyakat ve planlama eksikliğinin ağır bir bedelidir.
3. Potansiyelin Gölgesinde İşsizlik ve Ekonomik Daralma
Hakkâri, sadece suyun değil, yer altı ve yer üstü kaynaklarının da merkezidir. Ancak bu zenginlik, halkın cebine refah olarak yansımamaktadır.
Maden ve Enerji:* Zengin maden yatakları, devasa hidroelektrik potansiyeli ve güneş enerjisi imkanları atıl vaziyette beklemektedir.
Hayvancılık ve Tarım:* Bölge çiftçisinin alın teri, pazar bulamadığı için toprağa gömülmekte; yerel ekonomi can çekişmektedir.
Doğa Turizmi:* Eşsiz coğrafyasıyla bir dünya markası olabilecekken; sosyal donatı eksikliği, imar sorunları ve vizyonsuz projeler nedeniyle Hakkâri, turizm haritalarının dışında bırakılmıştır.
Tüm bu zenginliklerin ortasında işsizliğin "ayyuka çıkmış" olması, kentin makus talihini yenemediğinin değil, doğru yönetilemediğinin kanıtıdır.
4. Sorumluluk Makamı ve Çözüm Çağrısı
Bir kentin sorunlarını dile getirmek sivil bir görev, bu sorunları çözmek ise kamusal ve vicdani bir zorunluluktur. Hakkâri’nin imarından yeşil alanına, sosyal tesislerinden lojistik ağlarına kadar birikmiş olan bu sorunlar yumağı; Valilik, Belediye ve siyasi temsilcilerin ortak iradesiyle çözülebilir.
Yıllar önce tarafımca hazırlanan, ilgili bakanlıklara sunulan ve dönemin valisine bizzat iletilen projeler, çözümün aslında çok yakında olduğunu kanıtlamaktadır. Hakkâri halkı artık vaat değil; temiz su, güvenli yol ve insanca yaşam standartları talep etmektedir.
Sonuç olarak;* Hakkâri’nin kaderi heyelanlar altında mahsur kalmak ya da bulanık sulara mahkûm olmak değildir. Yetkili mercilerin, tozlu raflarda bekleyen o çözüm projelerini acilen icraata dökme vakti gelmiştir. Kentin bu haklı çığlığına kulak vermek, sadece bir yönetim görevi değil, bu halka olan bir namus borcudur.