Leyla Sapmaz
Köyün tapulu delisi, kalbin menzilli bilgesi
Eski zamanlarda, hırsın ve hızın henüz ruhumuzu teslim almadığı günlerde, her köyün bir “delisi” olurdu. Ama bizimkisi başka. Ona mahalleli “Serbest Deli” derdi. Zinciri olmayan, bağımsız, ne rüzgârdan ne de zenginden korkan bir heykel gibiydi sokaklarda.
Onun deliliği, bizim “akıllı” dediklerimizin çoktan unuttuğu bir dilden konuşmasından geliyordu. Sevgi, saygı, erdem, dayanışma…Biz bu kelimeleri kitapların tozlu raflarına kaldırmışken, o bir tespih tanesi gibi her gün dilinde çevirirdi. Birinin hakkı yendiğinde en önce o bağırır, bir ağacın dalı gereksiz yere kırıldığında yasını o tutardı.
Toprağın fısıltısını duyan adam…
Serbest Deli’nin en büyük “deliliği” ise toprağa kulak vermesiydi. Bizim sadece üstünde yürüdüğümüz, beton döküp parsellediğimiz o dilsiz toprak, onunla gizli bir dille konuşurdu. Bir gün köy meydanına çıkıp, o güne kadar duyulmamış bir feryatla haykırdı:
“Bu toprak hamile, sancısı yakın!
Altımızdaki dev uyanıyor, evlerinizi taştan değil, vicdandan ve sağlamlıktan örün.”
Önce güldüler. “Yine bizim Serbest Deli coştu,” dediler. Ama o durmadı. Kapı kapı gezdi, harca karışan kumu kontrol etti, yanlış yere temel atan adamın küreğini elinden aldı. Onun o sarsılmaz inadı, o “bilge deliliği” bir süre sonra insanlara sirayet etti. Köyden geçen fay hattını bir korku değil, bir gerçek olarak kabul ettirdi herkese.
Zaman geçti, o büyük sarsıntı geldiğinde çevre köylerin feryadı göğe yükselirken, Serbest Deli’nin köyünde tek bir tuğla bile oynamadı. Herkes evinin önünde sağ salim dururken, gözler o “deliye” döndü. O ise sadece hırkasını düzeltti ve çevreye, ağaçlara bakarak yürüdü gitti.
Onun deliliği; doğaya ihanet etmemek, hakkı gözetmek, yarını bugünden dert etmekti. Bugünün dünyasında böyle birine “serbest” demek yetmez, ona “insan” demek bile bir mertebedir.
Şimdi etrafınıza bir bakın; beton yığınları arasında “akıllı” maskeleriyle gezen binlerce mutsuz insan mı daha akıllı, yoksa bir ağacın gölgesinde hak yemeden, depremi bile kalbiyle duyan o Serbest Deli mi?
Belki de kurtuluşumuz, içimizdeki o dürüst deliyi serbest bırakmaktadır.