Toprağın hafızası ve kibrin mirası

Sadece insanlık değil, doğa da büyük bir yıkımın altında eziliyor; zeytin ağaçları köklerinden sökülürken, toprağın göğsüne saplanan hançer aslında hepimizin ortak geleceğini kanatıyor.

​Tarih, sınır tanımaz egoların ve yeryüzüne kazık çakacağını sananların mezarlığıdır. Firavun’u hatırlayın; kibri öyle bir boyuttaydı ki, fani olduğunu kabullenmek onun için en büyük yenilgiydi. Ölümü o kadar istemiyordu ki, elinden gelse nefesi kesildikten sonra bile "Ben aslında ölmedim, bu durumu derhal soruşturun!" diye gaipten bir ferman çıkarıp kendi ölümünü yalanlatacaktı. Oysa toprak, onun o devasa kibrini de, gücünü de sessizce yuttu.

​Bugün o kadim kibrin bir başka silüeti Gazze'de dolaşıyor. Yıllarca "üstün bir akıl" veya "stratejik deha" kisvesi altında pazarlanan hamlelerin, aslında başkasının toprağına çökme hırsından, çocukları evsiz bırakma ilkelliğinden başka bir şey olmadığı gün yüzüne çıkıyor. Bir aklın büyüklüğü, inşa ettiği barışla ölçülür; başkasının yurdunu gasp ederek, doğayı ve insanı yok ederek değil. Gazze'de yaşananlar, gücü elinde bulunduranların ölüm gerçeğini unutup yeryüzünde tanrıcılık oynamaya kalkmasının modern bir tezahürüdür.

​İşte tam bu eşikte, kalbinde gerçek bir İslam terbiyesi ve insanlık onuru taşıyan birinin duruşu netleşmek zorundadır. Adalet, toptancı bir nefreti ve körü körüne düşmanlığı reddeder. Bir ırkı veya inancı bütünüyle şeytanlaştırmak, hakkaniyet terazisini bozar. Elbette vicdan sahibi olan, insan haklarını savunan, bu orantısız güç kullanımına ve topraksızlaştırma politikalarına kendi içinden itiraz eden iyi Yahudiler de var. Bu bir inanç meselesi değil, bir vicdan ve tahakküm meselesidir. Ancak içimizdeki bu adalet duygusu, ortadaki acı tabloyu görmezden gelmemizi sağlayamaz. Durum apaçık ortadadır: Gazze'de bir halkın yaşama hakkı elinden alınmakta, toprakları göz göre göre gasp edilmektedir.

​Doğanın da, tarihin de silinmez bir hafızası var. O hafıza, kimin toprağı yeşerttiğini, kimin onu enkaz yığınına çevirdiğini asla unutmaz. Çocuk haklarının sadece birer sivil toplum projesi olarak kalmadığı, insanın kibrinden sıyrılıp fani olduğunu hatırladığı bir dünyaya uyanmak zorundayız. Çünkü Firavun'un fermanını dinlemeyen ölüm, gün gelip bugün Gazze toprağına çökenlerin de kapısını çalacak. O gün geriye ne kutsanmış bir "üstün akıl" kalacak ne de zorla fethedilmiş araziler; sadece insanlık sınavında vicdanımıza verdiğimiz o ağır hesap kalacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

Kendi Gölgesinde Isınan Toprak

23 Eylül 2026 Çarşamba 12:55

Pimi Çekilmiş Hayatlar

17 Eylül 2026 Perşembe 16:55