Hakkarili Cingöz
Bir fotoğraf, bir yayla, bir ömür: Berçelan
Hakkâri, binlerce yıllık geçmişiyle Mezopotamya ile Anadolu arasında önemli bir geçiş noktası olmuş, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bölge; MÖ 3000'li yıllarda Hurri kökenli boylardan başlayarak Urartular, Medler, Persler, Büyük İskender, Atropatene Satraplığı, Seleukoslar, Tigran Krallığı, Roma-Part hâkimiyeti, Arsaklılar ve Sasaniler gibi büyük uygarlıkların egemenliği altında kalmış, her dönem kendi tarihî izlerini bu kadim topraklara bırakmıştır.
Tarihî ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Berçelan Yaylası ise Hakkâri'nin en değerli miraslarından biridir. Dağcılık, kayak, doğa yürüyüşü ve zengin bitki örtüsüyle dört mevsim farklı güzellikler sunan yayla, aynı zamanda yüzyıllardır süregelen yaylacılık kültürünün de yaşatıldığı önemli yaşam alanlarından biridir. Yaz aylarında yöre halkı hayvanlarını otlatmak ve süt ürünlerini değerlendirmek amacıyla Berçelan'a göç eder, geleneksel kara çadırlarda yaşamını sürdürerek atalarından miras kalan kültürü gelecek kuşaklara taşır.
Hakkâri şehir merkezinin yaklaşık 18 kilometre kuzeyinde yer alan Berçelan Yaylası, eşsiz manzarasıyla ziyaretçilerini büyüler. Yayla çevresindeki Seyithan Buzul Gölü, bölgenin doğal zenginliğine ayrı bir güzellik katarken, Berçelan'ın batısında bulunan Golan Yaylası'ndan gelen kaynak suları ise bugün Hakkâri kent merkezinin önemli içme suyu kaynakları arasında yer almaktadır.
Berçelan, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, geçmişte bünyesinde barındırdığı çok sayıdaki yayla ve burada yaşanan hayat hikâyeleriyle de hafızalarda özel bir yere sahiptir. Bir zamanlar bölgede kanaat önderi merhum Hacı Gani Çallı'nın ve merhum Hacı Şefik Besi'nin yaylaları başta olmak üzere birçok yayla bulunuyordu. Yaklaşık 60 yıl önce çekilmiş siyah-beyaz bir fotoğraf karesi ise o günlerin sessiz tanığı olarak günümüze ulaşıyor. Fotoğrafta bugün aramızda olmayan büyüklerimizi, akrabalarımızı ve dostlarımızı görmek, geçmişin sıcaklığını yeniden hissettirirken; Berçelan'ın sadece bir yayla değil, anılarımızın, kültürümüzün ve ortak hafızamızın yaşadığı kadim bir mekân olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Geçmişten bugüne uzanan bu eşsiz miras, Hakkâri'nin doğal güzellikleri kadar köklü tarihini, güçlü kültürünü ve insanların bu topraklarla kurduğu derin bağı gelecek nesillere aktarmaya devam ediyor.