Leyla Sapmaz
Göğün Hüznü, Toprağın Sabrı: Bulutların Ardındaki Güneş
Bir bozkır rüzgarı eser bazen; yüzünüze hafiften bir üşüme, kalbinize ince bir sızı bırakır. Hep derler ya, "Güneşli günler bulutlu anlarla değer kazanır" diye. Bu söz, sadece gökyüzünün bir kanunu değil, aynı zamanda Anadolu’nun binlerce yıllık yaşam felsefesinin ta kendisidir.
Uçsuz bucaksız, çatlamış tarlalara bakıp yağmur bekleyen, elleri nasırlı ama gönlü göklerden daha geniş insanların yurdudur burası. O gri bulutlar toplanmadan, gök gürleyip toprağa o can suyunu vermeden, güneşin o altın sarısı ışıklarının buğday başaklarında parlamasının ne anlamı kalır ki?
Anadolu’nun haslığında, acıyı bal eylemek vardır. Bulutlu anlar, yani o zor zamanlar, dertler ve sıkıntılar bu topraklarda birer misafir gibi ağırlanır. Çünkü biliriz ki kara bulutların gölgesi hanenin üzerine düştüğünde, kapılar kapanmaz; aksine ardına kadar açılır. Komşunun komşuya külüne muhtaç olduğu o demlerde, bizim öz değerlerimiz filizlenir. Dar günde kurulan bir yer sofrasının, paylaşılan bir somun ekmeğin, birlikte yudumlanan o demli çayın sıcaklığı, en güneşli bahar sabahlarından bile daha fazla ısıtır içimizi. "İmece" diyerek omuzlanan ağır yükler, gökyüzündeki o kara bulutları dağıtan asıl rüzgarlardır.
Bizim kültürümüzde, türkülerimiz bile salt neşeden ibaret değildir; içinde bozlakların hüznü, gurbetliklerin sızısı vardır ki, kavuşmaların bayramı hakkıyla yaşansın, kıymeti bilinsin. Kederin ağırlığını omuzlamamış bir yürek, sevincin hafifliğini ne kadar hissedebilir? İşte Anadolu irfanı, tam da bu zıtlıkların muazzam uyumundan doğar. Sabrın, şükrün, kanaatin ve vefanın harman olduğu bu topraklarda, yaşanan her bulutlu gün, insanın kendi içine dönüp insanlığını hatırladığı sessiz bir mekteptir.
Velhasıl, gökyüzü hep mavi, günler hep güneşli olsaydı; ne yağmurun bereketi kalırdı ne de umudun bir değeri. Hayatımızdaki o bulutlu, gri ve çetin anlar; karakterimizin, dayanışmamızın ve köklerimize olan bağlılığımızın sınandığı zamanlardır. O kara bulutların ardından sabırla yüzünü gösteren güneş, sadece yeryüzünü değil, omuz omuza verip o fırtınayı atlatan fedakar yürekleri de aydınlatır.
Güneşli günlerimizi eşsiz kılan, bizi biz yapan şey; gölgesinde sığınıp, birbirimize daha sıkı tutunduğumuz o bulutlu anların ta kendisidir.