Leyla Sapmaz
Bozkırın Bilge ve Sakin İki Yüzü: Akşehir’den Yunak’a Bir Anadolu Masalı
Anadolu’nun kalbinde, bozkırın ortasında zamanın hem çok hızlı aktığı hem de asırlardır hiç değişmediği yerler vardır. Çoğu gezginin rotasını kıyılara çevirdiği günümüzde, asıl hikayenin, asıl derinliğin saklı olduğu toprakları gözden kaçırıyoruz. Konya’nın batıya açılan iki önemli kapısı; bilgeliğin ve tebessümün yurdu Akşehir ile dinginliğin ve emeğin harmanı Yunak, tam da bu unutulan hikayeleri fısıldıyor kulaklarımıza.
Bu iki komşu ilçe, sadece birer coğrafi konum değil; kültürü, tarihi ve doğasıyla yaşanması gereken birer tecrübedir.
Akşehir: Dünyanın Ortasında Bir Kültür Başkenti
Akşehir denilince yüzümüzde beliren o ince tebessümün mimarı, şüphesiz Nasreddin Hoca’dır. Ancak Akşehir, sadece fıkralara konu olmuş bir "gülmece" durağı olmanın çok ötesindedir. Sırtını Sultan Dağları'na yaslamış bu kadim şehir, yeşilin ve tarihin kusursuz bir uyumudur.
Akşehir'de Ne Yapılır?
- Tarihte Yolculuk: Restorasyonla hayata döndürülen Tarihi Akşehir Evleri'nin dizildiği dar sokaklarda kaybolun. Ahşap ve kerpicin sıcaklığını hissedeceğiniz bu sokaklar, adeta bir açık hava müzesidir.
- Milli Mücadele'nin Nabzı: Kurtuluş Savaşı'nın en kritik planlarının yapıldığı Batı Cephesi Karargâhı Müzesi'ni mutlaka ziyaret edin. O dönemin ruhunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
- Gülmece ve Huzur: Nasreddin Hoca Türbesi'ni ve hemen yanındaki Gülmece Parkı'nı gezin. Dünyanın mayalandığı bu topraklarda derin bir nefes alın.
- Lezzet Keşfi: Mevsiminde giderseniz, o meşhur, kütür kütür Akşehir Kirazı'nı (Napolyon) dalından yemenin ayrıcalığını yaşayın. Yöresel peynir baklavasını tatmadan dönmeyin.
Yunak: Bozkırın Sessiz ve Dingin Şiiri
Akşehir'in hareketli tarihi dokusundan çıkıp kuzeye doğru ilerlediğinizde, sizi uçsuz bucaksız ovalarıyla Yunak karşılar. Yunak, toprağa duyulan saygının, emeğin ve sükunetin adresidir. Burası, metropollerin gürültüsünden kaçıp içsel bir yolculuğa çıkmak isteyenler için biçilmiş kaftandır.
Yunak'ta Ne Yapılır?
- Doğa ve Kırsal Keşifler: Uçsuz bucaksız Yunak Ovası'nda güneşin doğuşunu ve batışını izlemek, bozkırın o altın sarısı rengine şahit olmak başlı başına bir terapidir.
- Tarihin İzleri: Yunak ve çevresindeki Piribeyli gibi eski yerleşim yerlerinde, geçmiş uygarlıkların, Roma ve Bizans'ın izlerini taşıyan antik kalıntıları keşfedin. Pissia antik kentinin gizemli havasını soluyun.
- Yöresel Tatlar: Bozkırın doğal otlarıyla beslenen hayvanların etinden yapılan yöresel fırın kebabının ve Konya etliekmeğinin en doğal, en bozulmamış halini esnaf lokantalarında deneyimleyin.
Sayfalardan Taşan Bir Coğrafya
Bir coğrafyayı en iyi anlatan şey, ona ruh veren edebiyattır. Akşehir ve çevresi dendiğinde akla gelen en büyük ve sarsılmaz eser, Türk edebiyatının usta kalemi Tarık Buğra'nın "Küçük Ağa" adlı romanıdır.
Yazarın kendi memleketi de olan Akşehir, bu romanda Milli Mücadele yıllarının bir mikrokozmosu olarak karşımıza çıkar. İstanbullu Hoca’nın, Çolak Salih’in hikayesini okuduktan sonra Akşehir sokaklarında yürümek; o tarihi evlerin, camilerin ve meydanların kurgu değil, bizzat destanın kendisi olduğunu size hissettirecektir. Küçük Ağa, sadece bir roman değil, Akşehir'in ruh haritasıdır.
Yolunuz İç Anadolu'ya düşerse, rotanızı bu iki güzide ilçeye çevirin. Çünkü Akşehir'de tebessüm edip tarihe tanıklık edecek, Yunak'ta ise ruhunuzu bozkırın o sonsuz sessizliğinde dinlendireceksiniz.