Leyla Sapmaz
Arzın karanlığından huzurun aydınlığına
Bağımlılık zincirini kırmak…
Bugün modern dünyanın en büyük çelişkisini yaşıyoruz: Bir yanda sınırsız özgürlük vaatleri, diğer yanda bu özgürlüğü kemiren bağımlılık ağları. Kumar masalarından ekran bağımlılığına, madde kullanımından tüketim çılgınlığına kadar toplumun kılcal damarlarına sızan bu sessiz salgın, sadece bireyi değil, aileyi ve nihayetinde toplumun temelini sarsıyor.
Peki, kesin çözüm mümkün mü? Evet, ama sadece sonuçlarla savaşmayı bırakıp kaynağa yöneldiğimizde.
Ticaretin engellenmesi, bataklığı kurutmak…
Bağımlılığın bir hastalık olduğu doğru, ancak bu hastalık tesadüfen yayılmıyor. Bağımlılık, devasa bir ekonomik düzenin yakıtıdır. Arz güvenliği ve denetim gerektirir. Bir zehrin ticaretini engellemek, onu kullananı cezalandırmaktan bin kat daha etkilidir. Kumar ve yasadışı bahis sitelerinin, dijital dünyanın gri alanlarında at koşturmasına izin vermek, yangına körükle gitmektir.
Paranın izini sürmek, finansal takip açısından önemlidir ve bağımlılık ticaretinin can damarını kesmektir. Küresel iş birliğiyle, bu karanlık paranın sisteme girişi “yok” denilecek seviyeye indirilmelidir.
Daha en başta önleyerek, sosyal bağışıklık kazandırmak…
Huzurlu bir toplum için en ucuz ve en etkili ilaç, önleyici eğitimdir. Çocuklarımıza sadece “yapma” demeyi değil, “neden yapılmaması gerektiğini” ve dopamin sistemini nasıl koruyacağını öğretmeliyiz. Bağımlılık boşluktan beslenir. Eğer bir genci sporla, sanatla, bilimle veya bir ideal ile dolduramazsınız; o boşluğu ekranlar veya zararlı alışkanlıklar dolduracaktır.
Aile, bağımlılığa karşı ilk savunma hattıdır. Bağların koptuğu yerde, bağımlılık başlar.
Bağımlılığın ticaretini yapan yapılar, teknolojiyi oldukça hızlı kullanmaktadır. Bizim de Yapay Zeka Destekli Takip Sistemleri ile bu ağları daha oluşmadan tespit etmemiz şart. Sosyal medya algoritmaları bağımlılığı tetiklemek için değil, risk altındaki bireyi fark edip sosyal destek birimlerine bildirmek için kurgulanmalı.
Bağımlılıkla mücadele bir asayiş meselesinden öte, insanlık meselesidir. Ticari kâr hırsının, insan sağlığının önüne geçmemesi gerekir. Sistem diri kalmalı.
Reçete bellidir; arzı yok et, talebi yani bireyi eğit, huzuru inşa et.
Huzurlu bir toplum, bağımlılıklardan arınmış, iradesi elinde hür bireylerin omuzlarında yükselecektir. Unutmayın; bir zincir, en zayıf halkası kadar kuvvetlidir. Toplumun en zayıf halkasını koruma, hepimizi korumaktır.