Gazze: İnsanlığın Ortak Ahlak Sınavı

Bir halkın yok oluşuna tanıklık etmek…

Hayatın en rutin anında bir akşam yemeği sofrasının aniden dağılması gibi parçalandı Gazze... O yarım kalan lokma, insanlığın boğazında düğümlenmeliydi.

Bombalanan yerler sadece basit bir moloz yığını değildi. O enkazların altında giyilmemiş bir mezuniyet cübbesi, sınav notları, hiç oynanmamış oyuncaklar, gelecekteki hayaller, yaraları iyileştiren doktorlar, adaletin peşindeki hukukçular, nice aile ve nice masum insan…

Bir çocuğun en büyük korkusu oyuncağının kırılmaması olmalıyken; burada çocuklar açlıkla, bomba sesleriyle, parçalanmış bedenlerle, kayıplarıyla yaşamaya çalışıyor.

Modern dünyanın “görmezden gelme” kapasitesinin bir sembolü haline gelen Gazze; bugün sadece bombaların altında değil, dünyanın derin sessizliği altında can çekişiyor. Dünya orada yaşanılanlara o kadar alıştı ki, bu duyarsızlık hali asıl felaketin kendisi kadar yıkıcı oldu. Oysa gelecek nesiller bizi orada dökülen kanlardan çok, takındığımız “unutan” tavrımızla hatırlayıp eleştirecektir.

İstatistiklerin ötesindeki insan kayıpları haber bültenlerinde sadece “ onlarca ölü” ya da “yüzlerce yaralı” başlıklarıyla yer aldı. Fırtınanın uzağında kalanlar için birer sayıdan ibaret görünen bu kayıplar, insanların yarım kalmış hikâyeleridir.

Gazze’de yaşanan bu insanlık trajedisi karşısında dünyanın takındığı tutum; kâğıt üzerindeki insan hakları, evrensel değerler, çocuk hakları vb. tüm bu süslü ilkelerin ve ahlak nutuklarının çifte standart uygulandığının kanıtıdır.

İnsanoğlu Gazze’yi kendi steril ve konforlu alanından her şeyi cam bir küreden izler gibi izlemektedir. Barış ve insan hakları safsataları yapmak henüz savaşı, açlığı, kaybı yaşamamış kişiler/toplumlar için kolay olandır.

Sessizce yok edilen insani gerçeklik, dünyanın sınanmamış vicdanını ve o vicdanın arkasına gizlenen kibrini ifşa etmektedir.

Kendi coğrafyasında fırtınayla karşılaşmamış olanlar, oradaki insanların hayatta kalma mücadelesini soğukkanlı bir kibirle izlemektedir.

İnsan gariptir ki her daim böyle yaşayıp gideceğini sanır. Sonra bir gün, kaderin ritmi değişir. İnsanın korunaklı kale duvarları birer birer yıkılır.

Gazze; fırtınada sarsılmış, bükülmüş ama köküyle toprağa tutunmayı başarmış bir bilincin sessiz duruşudur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Esra Özatak Arşivi

Kalemlerin gölgesinde ölümler

18 Nisan 2026 Cumartesi 22:36

Sessizliğin Suç Ortaklığı

19 Şubat 2026 Perşembe 08:08

Dünyada Ne Çok Kötülük Var

08 Şubat 2026 Pazar 11:07

Yitip giden yıldızlar: çocuklarımız

28 Ocak 2026 Çarşamba 22:29

Uzaklarda Bir Yaşam: Hakkari

06 Ocak 2026 Salı 12:13