Leyla Sapmaz
Hakikatin sessiz çığlığı ve kumpasçıların gürültüsü
Bir kurumun çürümeye başlaması, duvarlarındaki çatlaklardan değil, koridorlarında yankılanan ayak seslerinin niteliğinden belli olur. Liyakatin yerini dalkavukluğun, üretimin yerini ise organize kumpasların aldığı yerlerde, işini hakkıyla yapan namuslu insanlar her zaman ilk hedeftir.
Kendi vasıfsızlıklarının karanlığında boğulan bu "işe yaramazlar kumpanyası", ahlaklı ve erdemli kişileri komik, hatta absürt yöntemlerle itibarsızlaştırmaya çalışarak var olmaya çabalar. Ancak unuttukları devasa bir gerçek vardır: Çamura taş atan, eninde sonunda kendi üstünü kirletir.
Gül Diyarının Soluk Bağlarında Kurulan Tezgâhlar
Şimdilerde, gül kokusunun sindiği o güzelim coğrafyamızın "bağlarında", devlete hizmet etmesi gereken bazı binalarda tuhaf bir tiyatro sahneleniyor. Asıl işi geleceği inşa etmek, kaleme, kâğıda ve irfana sahip çıkmak olan bazı koltuk işgalcileri, enerjilerini dürüst çalışanları yıldırmak için harcıyor.
Bu organize kötülük şebekesinin özellikleri her devirde aynıdır:
- Kifayetsizlik: Kendi başarılarıyla yükselemedikleri için, başkalarını aşağı çekerek hizalanmaya çalışırlar.
- Dedikodu Ağları: Resmî evraklarla veya iş ahlakıyla yenemedikleri kişileri, asılsız fısıltılar ve organize tacizlerle yıldırmayı denerler.
- Korkaklık: Asla tek başlarına hareket edemez, daima bir güruh halinde, birbirlerinin gölgesine saklanarak saldırırlar.
Fakat devletin aklı ve haysiyeti, bu ucuz numaraları yutmaz. O kurumların koridorlarında dönen dolaplar, evrakların arasına gizlenmeye çalışılan ayak oyunları, işi sadece yönetmek ve denetlemek olan üst makamların radarına çoktan girmiştir bile.
Roma'dan Bugüne: Kendi Kazdığı Kuyuya Düşenler
Tarih, sadece savaşları değil, liyakatsizlerin kendi kurdukları tuzaklara nasıl trajikomik bir şekilde düştüklerini de yazar. Antik Roma'da İmparator Tiberius döneminin en güçlü ama en ahlaksız bürokratı olan Sejanus'u hatırlayalım. Gücünü, dürüst senatörleri ve devlet adamlarını yalanlarla, organize tacizlerle itibarsızlaştırmak için kullanmıştı.
Kendini dokunulmaz sanıyordu. Ancak kurduğu yalan ağı o kadar büyüdü ki, sonunda devletin çelik iradesine tosladı. Sejanus, sadece gücünü kaybetmekle kalmadı; kurduğu kumpaslar ortaya döküldüğünde Roma halkının gözü önünde en ağır şekilde rezil oldu ve tüm itibarı sıfırlanarak tarihin çöplüğüne, hem de hayatıyla bedel ödeyerek atıldı.
Bugünün küçük kumpasçıları, Sejanus'un hikâyesini iyi okumalıdır. O bağların gölgesinde, dürüst insanların hayatını cehenneme çevirip bu ateşi evlerine kadar taşıyanlar, kendi yaktıkları o ateşin tam ortasında kalacaklardır.
Son Perde: Erdemin Zaferi
Kimse kurumları kendi şahsi çiftliği, çalışanları da kumpas tahtasındaki piyonlar sanmasın. Kanunların, nizamın ve kamu vicdanının terazisi yavaş tartabilir ama asla yanlış tartmaz. Dürüst insanın sabrı, korkusundan değil, devletine ve hukuka olan sarsılmaz güvenindendir. O bağlarda kopacak olan fırtına, sadece kuruyan yaprakları değil, kökü çürümüş tüm kumpasçıları söküp atacaktır. Adalet tecelli ettiğinde, başları öne eğik şekilde kurumdan ayrılacak olanlar, bugün en çok gürültü çıkaranlardan başkası olmayacaktır.