​Sessizliğin Cürümü: Hakikati Tabuta Koymak ve O İmkânsız Rövaşata

​Suç işlemek, insanın karanlık tarafıyla aniden yüzleştiği, bir anlık kontrol kaybı ya da kasti bir sapmadır. Ancak suçun hemen sonrasında başlayan o hummalı faaliyet; delilleri gizleme, izleri silme ve gerçeği örtbas etme çabası, anlık bir hezeyan değil, son derece soğukkanlı bir inşadır. Bir insan suç işlediğinde yasaları ya da ahlakı çiğner; fakat delilleri yok ettiğinde, bizzat hakikatin varoluşuna savaş açar.

​Gerçeğin üzerini örtmek, aslında bir vicdan intiharıdır. Kan damlalarını silerken, mesajları yok ederken ya da bir eşyayı toprağa gömerken, fail sadece maddi bir kanıtı değil, kendi insanlığını da o karanlığa gömer. Peki ama, koca bir evrenin hafızasından bir anı silmek gerçekten mümkün müdür?

Mahsun’un Masum Cürümleri

​Bu noktada Derviş Zaim’in eşsiz eseri Tabutta Rövaşata’nın o üşüyen kahramanı Mahsun’u hatırlamamak elde değil. Rumelihisarı'nın ayazında, sadece donmamak için çaldığı arabalarla geceyi geçiren o kimsesiz adam… Mahsun’un suç pratikleri, modern insanın delil karartma ikiyüzlülüğüne atılmış en naif tokattır.

  • İz Bırakmamak Değil, İzi Temizlemek: Mahsun, sığındığı arabaları "delil bırakmamak" için yakıp yıkmaz, şasi numaralarını kazımaz. Tam aksine, sabah olduğunda arabayı yıkar, temizler, pırıl pırıl yapıp aldığı yere sessizce geri bırakır.
  • Kötülüğün Yokluğu: Onun "suçunda" gerçeği bükmek, bir başkasını mağdur edip sıyrılmak yoktur; sadece hayatta kalabilmek için hakikatten ödünç alınmış birkaç saatlik sıcaklık vardır.

​Bugün suçu ve delil gizlemeyi bir sanat haline getirenler ise Mahsun’un tam zıddıdır. Onlar başkalarının hayatlarını, haklarını ya da nefeslerini çalarlar ve ardından o "arabayı" tamamen küle çevirirler ki, kimse o hırsızlığın yaşandığını ispat edemesin.

Dar Alanda Hakikatin İnadı

​Delilleri karartmak, mecazi anlamda hakikati bir tabuta koyup kapağını çivilemek demektir. Fail, o kapağı kapattığında, toprağı da üzerine attığında her şeyin bittiğini, sessizliğin galip geldiğini sanır. Oysa hakikat, o daracık, oksijensiz ve ışıksız tahta kutunun içinde bile canlıdır.

"Tabutta rövaşata atmak, fizik kurallarına, mantığa ve mekana meydan okumaktır. Çaresizliğin en yoğun olduğu yerde, imkansızı denemektir."

​İşte ustalıkla gizlenmiş, üzeri örtülmüş, izleri silinmiş her suçun ardından hakikatin yaptığı şey tam olarak budur. Üzerine atılan onca toprağa, silinen onca parmak izine rağmen, o karanlık ve daracık tabutun içinde sırtını tahtaya verir, yerçekimine isyan eder ve o muazzam rövaşatayı vurur. O vuruş, tabutun tahtalarını parçalar ve yalanların üzerine inşa edilmiş o sahte düzeni darmadağın eder.

​Çünkü evrenin kusursuz bir hafızası vardır. Sildiğinizi sandığınız kan lekesi vicdanınıza sıçramış, yaktığınızı sandığınız delilin dumanı ruhunuza sinmiştir. Kendi ellerinizle inşa ettiğiniz o tabutta, gerçeğin atacağı o son ve bitirici rövaşatayı beklemekten başka çareniz yoktur. Ve inanın bana, o maçın düdüğü asla failin istediği zaman çalmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

Çocukluğun Hasat Zamanı

10 Eylül 2026 Perşembe 09:36

​Adaletin Terazisi ve İnsanın Onuru

05 Eylül 2026 Cumartesi 12:29

Ruhun Darası

01 Eylül 2026 Salı 15:56

​Gökyüzü Yalnızca Uçurtmaların Olsun

26 Ağustos 2026 Çarşamba 09:02