Metin Keskin
Hakkari için üç anahtar: Yol, su, meydan
Hakkari bugün önemli bir eşikte duruyor. Şehrin merkezinde açılan geniş alan, yıllardır dillendirilen ihtiyaçların somut bir karşılığı olabilecek nitelikte. Esnafın, tüccarın, gençlerin, sivil toplumun ve kanaat önderlerinin ortak sesi aynı noktada birleşiyor: planlı, modern ve yaşayan bir şehir merkezi… Bu ses masa başından değil, doğrudan sahadan yükseliyor. Bu ses Hakkari'nin yarınını işaret ediyor.
Ortaya çıkan bu alan, şehrin kalbi olacak büyük bir fırsat. Belediye binasının ve kız meslek lisesi yapısının kaldırılmasıyla birlikte doğan bu geniş zemin, doğru planlama ile Hakkari'nin bereketine dönüşür. Bu alanın hakkı verildiğinde şehir nefes alır, gecikmeler fırsat kaybı olarak geri döner.
Tam da bu noktada çok amaçlı bir iş merkezi ve modern yaşam alanı fikri öne çıkıyor. Altında modern bir yeraltı otoparkı, üstünde cıvıl cıvıl bir meydan… İçinde markalar, mağazalar, ofisler… Gençlerin vakit geçirdiği, ailelerin huzurla dolaştığı bir yaşam alanı… Bu proje hayata geçtiğinde Hakkari'nin çehresi değişir mi, gençler iş sahibi olur mu, yeni dükkânlar açılır mı, şehir hareket kazanır mı? Cevap sahadaki beklentilerde gizlidir.
Bu merkez yalnızca beton bir yapı değildir. Hayatın kendisi, istihdamın kapısı, umudun karşılığıdır. İki devlet sınırına yakın bir kent olan Hakkari, stratejik konumuyla ayrı bir değere sahiptir. Yol geldiğinde, ulaşım düzeldiğinde bu şehir bir ticaret kapısı haline gelir.
Ekonomi canlanır mı? Evet… Turizm güçlenir mi? Evet… Zira Hakkari dağların kentidir.
Dağcılıkta geçen yıl rekor katılımlar yaşandı. Bu yıl kış turizmi çok daha güçlü bir ivme yakalamaya hazırdır. Hakkari bu potansiyele sahiptir. Kayak merkezleri, dağ sporları, doğa turizmi bu şehrin kaderini değiştirecek güçtedir. Yeter ki ulaşım olsun, yollar olsun, oteller olsun.
Türkiye Dağcılık Federasyonu tarafından düzenlenecek organizasyonlar, yarışmalar ve etkinlikler bu şehirde hayat bulabilir. Hakkari buna hazırdır. Ancak bunun gerçekleşmesi için önce yol gerekir. Yol varsa turizm vardır, yol varsa yatırım vardır, yol varsa hayat vardır.
Bugün şehir merkezinde trafik yoğunluğu her geçen gün artıyor. Nüfusa oranla araç sayısı iki üç katına ulaşmış durumda. Dar yollar, sıkışan sokaklar, artan hareketlilik… Çözüm planlı şehirleşme, modern yeraltı otoparkı ve düzenli bir merkez yapısıdır.
Ama mesele yalnızca meydan değildir.
Ulaşım bu tablonun en kritik başlığıdır. HakkariVan yolu, HakkariŞırnak yolu yıllardır aynı zorluklarla anılıyor. Kış aylarında çığ, heyelan, kayan kayalar, kapanan yollar… Her yolculuk bir risk, her dönüş bir bekleyiş. Kaç can yolda kaldı, kaç aile acı yaşadı? Bu tablo kader olarak kabul edilir mi?
Buradan güçlü bir çağrı yükseliyor: Karayolları Genel Müdürlüğü bu sese kulak vermeli.
Modern, çift şeritli, tünellerle desteklenen uluslararası standartta yollar artık zorunluluk halini almıştır. Dört saatlik mesafenin bir buçuk saate düşmesi mümkündür. Bugünün imkânları bunu karşılar. Yeter ki irade ortaya konsun.
Heyet gelsin, yerinde görsün, etüt çalışmaları başlasın, yaz bitmeden adımlar atılsın. Hakkari bunu fazlasıyla hak eder.
Yol medeniyettir. Yol varsa eğitim güçlenir, sağlık ulaşır, ticaret büyür, yaşam genişler. Ekonomi canlanır, turizm güçlenir, şehir ayağa kalkar.
Bir diğer temel mesele su…
Hakkari, Doğu Anadolu Bölgesi'nin en yüksek su potansiyeline sahip illerinden biridir. Dağların zirvelerinden akan sular, vadilerden fışkıran kaynaklar bu şehrin en büyük zenginliğidir.
Bu suyun markalaşması artık bir fikirden öte, ekonomik bir vizyondur. “Hakkari Suyu” adıyla ulusal ve uluslararası ölçekte bir marka ortaya konulursa şehir büyük bir ekonomik değer kazanır. İşsizlik oranı düşer, yeni yatırımlar gelir, üretim başlar.
Bu su yalnızca içme suyu olarak değil, aynı zamanda belediye için güçlü bir gelir kaynağı haline gelebilir. Şişeleme tesisleri kurulabilir, ihracat yapılabilir, marka değeri oluşturulabilir. Logo, kimlik, kurumsal yapı ile Hakkari adı dünyaya taşınabilir.
Yol, su ve şehir merkezi…
Bu üç başlık birbirinden ayrı düşünülemez. Biri güç kazandığında diğeri etkilenir. Ulaşım gelişir, ticaret canlanır. Su altyapısı güçlenir, yaşam kalitesi artar. Modern bir merkez kurulur, şehir kimlik kazanır.
AVM projesi de burada önemli bir ekonomik damar haline gelir. Belediye için düzenli bir gelir kapısı oluşturur. İçinde yer alacak markalar, dükkanlar ve sosyal alanlar şehir ekonomisini canlı tutar. Su yatırımıyla birlikte bu yapı Hakkari'nin ekonomik omurgasını güçlendirir.
Geçmişte yapılan hatalar hafızalarda yerini koruyor.
Hakkari Üniversitesi yerleşkesi sürecinde toplumun geniş kesimleri farklı bir konum işaret etti. Gençler, yaşlılar, ak sakallar aynı noktaya dikkat çekti. Buna karşın süreçte halkın ve sivil toplumun görüşleri yeterince dikkate alınmadı ve bugün tartışılan bir tablo ortaya çıktı.
Hakkari Şehir Stadyumu ise bir dönemin kalbi olarak anılıyordu. Şehrin kültürü, hafızası ve sosyal yaşamı orada birleşiyordu. O alanla birlikte şehir önemli bir hafıza kaybı yaşadı.
Üniversite için Merzan, Berçelan, Otluca gibi alanlar güçlü şekilde gündeme gelmişti. STK'lar, esnaf odaları, ticaret birlikleri ve sivil toplum kuruluşları bu alanları işaret etmişti. Ortak talep buydu. Buna karşın farklı bir karar verildi.
Bugün bu örnekler yeniden hatırlanıyor çünkü aynı hataların tekrar yaşanmaması hedefleniyor.
Sivil toplum kuruluşları, esnaf odaları, birlikler, kanaat önderleri, ak sakallar ve gençler aynı noktada birleşiyor: sesimiz duyulsun, ortak akıl devreye girsin.
Hakkari kabuğunu kırmaya hazır
Doğru planlama, güçlü irade ve ortak akıl bir araya geldiğinde bu şehir yeni bir döneme girer. Bu fırsat değerlendirildiğinde Hakkari büyür, güçlenir, bölgesinde söz sahibi bir merkez olur.
Sormak gerekir: Aynı hatalar tekrar eder mi, yoksa bu kez ortak ses mi duyulur?
Karar zamanı.