Elinizdeki yem, kapımızdaki tilki ve unuttuğumuz komşu

Köyün birinde, her sabah kümesine sadakatle yem taşıyan bir adam varmış. Adam yemi serpmiş, "Tavuklarım doysun, yumurta versin" demiş ama çitleri onarmayı hep ihmal etmiş. Akşam olduğunda bakmış ki tavuklar aç, tülkiler ise semirmiş. Bizimkisi başlamış dert yanmaya:"Muhtar neden çiti yapmadı?Kader neden yüzüme gülmedi?"

Oysa mesele ne muhtardı ne de kader. Mesele, yemin kime gittiğine bakmayan ve "benim sorumluluğum nerede başlıyor?" demeyen o ihmalkâr eldi.

Bugün toplum olarak en büyük hastalıklarımızdan biri de her şeyi birilerinden beklemek. Örneğin, her şeyi kurumlar çözsün...Elbet yapacaklar, görevleridir. Ancak bir toplumun ruhu, sadece resmi yazışmalarla ve soğuk mühürlerle ayakta kalmaz. Bir toplumu ayakta tutan; yan komşusunun tenceresindeki dumanın rengini bilen, "Bugün onun başına gelen yarın benim de kapımı çalabilir" diyebilen o sıcak empatidir.

İsar, kendinden önce "o" diyebilmek...

Bizim medeniyetimizin kökünde isar vardır. Yani kendisi muhtaçken bile kardeşini tercih edebilmek. Şimdilerde ise "Önce ben, sadece ben" diyen, kalbi nasırlaşmış bir kalabalığa dönüşmesiyle karşı karşıyayız. Dayanışma, sadece fazla olanı vermek değildir; dayanışma, elindeki son lokmayı "belki o benden daha fazla üşüyordur" diyerek uzatabilme iradesidir.

Empati bir lütuf değil, sigortadır.

Birinin elinden tutmak için kahraman olmaya gerek yok, sadece "insan" olduğumuzu hatırlamaya ihtiyaç var. Unutmamalıyız ki; empati sadece karşı tarafı anlamak değil, kendi yarınımızı koruma altına almaktır. Bugün başkasının yangınına su taşımazsak, yarın kendi evimiz yanarken feryadımızı duyacak kimse bulamayız.

Sonuç olarak; yemi tavuklara attığımızdan emin olalım. Tilkileri kendi ellerimizle besleyip sonra şikayet etmeyelim. Önce kendi vicdanımıza dilekçeyi verelim. Çünkü dünya, sadece alanların değil, vermeyi bilenlerin hatırına dönüyor.

Yüreğinizdeki o "isar" ateşini söndürmeyin. Zira o ateş sönerse, hepimiz üşürüz.

Ah, bugün günlerde pazar değil mi? Rahmetli Kayahan'ın enfes albümlerinden birini dinlemeye ne dersiniz?

İyi pazarlar...

Bu yazı toplam 84 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

Bir medeniyet provası

02 Şubat 2026 Pazartesi 13:39

BİR AVUÇ İBRİŞİM, BİR DÜNYA UMUT

26 Ocak 2026 Pazartesi 11:22

Hüseyin Avni Paşa’nın Sessizliği

19 Ocak 2026 Pazartesi 10:54

Geleceğin firarileri

18 Ocak 2026 Pazar 14:09

Bir şehri yeniden dokumak

15 Ocak 2026 Perşembe 13:08