Görünmez tehdit: Rsv ve sağlık hukukunun yeni sınavı

Kış aylarının gelmesiyle birlikte her yıl tekrarlanan bir senaryo kapımızda: Hastane acillerinde bitmek bilmeyen çocuk ağlamaları, "geçmeyen öksürük" şikayetleri ve ebeveynlerin çaresiz bekleyişi. Bu tablonun başrolünde genellikle grip değil, ismi halk arasında pek bilinmese de etkisi devasa olan Respiratuar Sinsityal Virus(RSV) yer alıyor. Ancak 2026 yılı itibariyla RSV, sadece bir pediyatri meselesi olmaktan çıkıp hukuk kürsülerinin de sıcak gündemi haline gelmiş durumda kanaatindeyim.

RSV, özellikle iki yaş altı bebeklerde ve 65 yaş üstü yetişkinlerde ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan bir virüs. Geçmişte "mevsimsel bir kader" olarak görülen bu hastalık, modern tıbbın sunduğu yeni aşılar ve monoklonal antikor tedavileriyle birlikte artık "önlenebilir bir risk" kategorisine girdi. İşte hukuki tartışma tam da bu noktada başlıyor: Önlenebilir bir zarar, önlenemediğinde kim sorumludur?

Dünya genelinde RSV ile ilgili davalar genellikle iki ana eksende toplanıyor: Tanı hatası(misdiagnosis) ve bakım yükümlülüğünün ihlali.

ABD(lllnois Örneği) : Geçtiğimiz yıllarda bir hemşire uygulayıcının, RSV semptomları gösteren bir bebeğin solunum değerlendirmesini tam yapmaması ve oksijen doygunluğunu kaydetmemesi sonucu bebeğin vefat etmesi üzerine açılan dava, tıp dünyasında sarsıcı bir etki oluşturmuştur. Eyalet hemşirelik kurulu, bu durumu "ağır ihmal" olarak değerlendirerek lisans iptali ve ağır para cezası yoluna gitti. Bu karar, RSV vakalarında "rutin kontrol" deyip geçmenin hukuki bir zırh sağlamadığını kanıtladı.

Göçmen Gözaltı Merkezleri Davası

ABD'de 18 aylık bir çocuğun RSV tedavisi gördükten sonra ilaçlarının verilmemesi üzerine açılan dava, kamu otoritelerinin "koruma yükümlülüğü" altındaki kişilere karşı sorumluluğunu bir kez daha tescilledi.

Hukuki açıdan bakıldığında Ülkemizde en büyük tartışma konusu "Hastane Enfeksiyonları" ve "Hizmet Kusuru" üzerinde yoğunlaşıyor düşüncesindeyim. Eğer bir bebek, başka bir sebeple yattığı hastanede gerekli izolasyon önlemleri alınmadığı için RSV kaparsa, bu durum idari yargıda bir "tam yargı davası" (tazminat) konusu olabiliyor.

Yargı pratiğimizde, sağlık kuruluşlarının "enfeksiyon kontrol komiteleri" aracılığıyla gerekli hijyen ve izolasyon standartlarını sağladığını ispat etmesi gerekir. Aksi halde, bilirkişi raporları doğrultusunda kurumun "hizmet kusuru" işlediği kabul edilerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmektedir.

Hukuk virüsü öldürmez ama virüsün meydana getirdiği yıkımı adaletle onarabilir. Ebeveynlerin çocukları için, yaşlıların ise kendileri için "en güncel tedavi ve korunma yöntemlerine erişim hakkı" anayasal bir haktır. Hekimlerin ise "teşhiste özen yükümlülüğü", RSV'yi basit bir soğuk algınlığıyla karıştırma lüksünü ortadan kaldırmaktadır.

Bugün RSV aşısı ve yeni nesil koruyucu ilaçlar tartışılırken, yarın bu ilaçlara erişemeyen veya yanlış teşhis kurbanı olanların davalarını konuşmamayı yani olumsuz durumları temenni etmemekte fayda var.Sağlık sistemlerindeki her bir aksaklık, dosya numarası alarak mahkeme raflarına girmeye adaydır. Unutulmamalıdır ki; tıbbi standartlar yükseldikçe, hukuki sorumluluk çıtası da aynı oranda yükselir.

Not: Bu yazı, diğer birçok yazım gibi bilgilendirme amacıyla kaleme alınmış olup hukuki bir görüş veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay, kendi özel şartları içinde değerlendirilmelidir.

Bu yazı toplam 61 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

Maskenin altındaki odunlar

10 Şubat 2026 Salı 10:16

Bir medeniyet provası

02 Şubat 2026 Pazartesi 13:39

BİR AVUÇ İBRİŞİM, BİR DÜNYA UMUT

26 Ocak 2026 Pazartesi 11:22