Uumursanmayan şehrin sessiz çığlığı

Yüksek ve ihtişamlı dağların arasında, tarih boyunca cesareti ve direnciyle anılan Hakkari, bugün sessiz bir çığlığın içinde boğuluyor. Ne coğrafyasının zorluğu ne de kış mevsimlerinde beyaz örtüsünün kabusu bu kenti bu kadar yaralamış değil; asıl yarayı açan, umursanmayan bir şehrin kaderidir.

Düzensiz imar planları, çarpık kentleşme, yetersiz altyapı ve kronikleşmiş gelişim sorunları, işsizlik vb. nedenler, bir zamanlar canlı olan bu şehrin yavaş yavaş viraneye dönüşmesine yol açıyor.

Bozulan yollar, plansız beton yığınları arasında sıkışmış hayatlar… Hakkari’nin sessiz çığlığı sadece rüzgârın uğultusunda değil; her yağan yağmurda taşan derelerde, çamurlaşan sokaklarında, her kış donan borularda, her göç eden gencin ardında bıraktığı boşlukta duyuluyor.

Bir şehir ki ne yeterince büyüyor ne de gelişiyor; sadece ayakta kalmaya çalışıyor.

Hakkari’de bürokrasi eliyle yaratılan imar sorunlarıyla başlayan hatalar zinciri, maalesef kentin çarpık yapılaşma, bitmeyen altyapı ve üst yapı sorunlarına sebebiyet vermiştir. Bu sorunların çözülmemesi ve zamana yayılması vahim sonuçlara yol açacaktır. Çünkü sessiz kalan çığlıklar, bir gün hepimizi sağır edebilir.

Bazen insan kendi memleketine bakınca üzülüyor.

Bazen üzülmek de yetmiyor, utanıyor.

Çünkü il dışına çıkıyorsunuz, başka şehirleri görüyorsunuz. İnsanların nasıl yaşadığını, şehirlerin nasıl büyüdüğünü, kurumların nasıl birlikte hareket ettiğini görüyorsunuz. Sonra dönüp Hakkâri'ye bakıyorsunuz.

Aynı sorunlar...

Aynı tartışmalar...

Aynı şikâyetler...

Ve yıllardır değişmeyen aynı gündem.

Su sorunları,

Yol sorunları,

Ulaşım sorunları,

Kaderine terk edilmişlik...

Bir ilin kaderi bu kadar mı kötü olur?

1936 yılında il olan Hakkâri, aradan geçen onca zamana rağmen neden hâlâ en temel ihtiyaçlarını konuşuyor?

Neden bugün hâlâ içme suyunu tartışıyor?

Neden bugün hâlâ alternatif yolları konuşuyor?

Neden bugün hâlâ ulaşım çilesini yaşıyor?

Bir buçuk ay önce yollar kapandı. İnsanlar günlerce mağdur oldu.

Sebze bulmak zorlaştı.

Meyve bulmak zorlaştı.

Gıda bulmak zorlaştı.

Nakliye durdu.

Ticaret durdu.

Hayat durdu.

Bir ilin can damarı olan ulaşım haftalarca kapanıyorsa ve herkes bunu normal karşılıyorsa, ortada ciddi bir problem var demektir. En önemlisi, bir şehrin sorunları dağ gibi büyüdüğü halde hiçbir çözüm üretilemiyorsa bunun adı olsa olsa umursamazlık!

Asıl üzücü olan ise bu sorunların artık kimseyi şaşırtmamasıdır.

Çünkü alıştırılmışız.

Çünkü kabullendirilmişiz.

Çünkü yıllardır aynı şeyleri yaşıyoruz.

Oysa normal olan bu değildir.

Normal olan, bir ilin her mevsim yol korkusu yaşamamasıdır.

Normal olan, vatandaşın musluğu açtığında suya ulaşabilmesidir.

Normal olan, hastanın hastaneye giderken ulaşım çilesi çekmemesidir.

Normal olan, gençlerin gelecek planlarını başka şehirlerde kurmamasıdır.

Peki, nerede hata yapıyoruz?

Belki de en büyük sorun budur.

Hakkâri'nin ortak aklı yok.

Valilik ayrı düşünüyor.

Belediye ayrı düşünüyor.

Üniversite ayrı düşünüyor.

Kurumlar ayrı düşünüyor.

Sivil toplum ayrı düşünüyor.

Herkes kendi alanında çalışıyor ama kimse aynı masada buluşamıyor. Bu da kısır döngüye yol açıyor.

Oysa Hakkâri'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey ortak akıldır.

Birlikte hareket etmektir.

Aynı hedefe yürümektir.

Bu şehrin sorunları bir kurumun tek başına çözebileceği sorunlar değildir.

Ama birlikte çözebilecekleri sorunlardır.

Bugün Hakkâri'nin turizmini konuşuyoruz.

Nasıl konuşmayalım?

Allah'ın verdiği doğaya bakın.

İhtişamlı dağlara bakın.

Binbir güzelliklerin arasındaki vadilere bakın.

Muhteşem yaylalara bakın...

Dünyadaki birçok ülkeden insanların hayalini kurduğu bir coğrafyada yaşıyoruz.

Ama turist gelmiyor.

Neden?

Çünkü turist önce güvenli yol ister.

Yatırımcı önce ulaşım ister.

İnsan önce yaşam kalitesi ister.

Temel meseleler çözülmeden kalkınma hayali kurmak kolay değildir.

Bir başka gerçek daha var.

Hakkâri artık otobüs istiyor.

İnsanlar minibüs mahkûmiyetinden kurtulmak istiyor. Çünkü şehirler arası yollar uzak mesafeler olduğu için, büyük otobüslerle insanlara daha konforlu bir seyahat düzenlenmelidir.

Bu şehirde yaşlılar var.

Engelliler var.

Diyaliz hastaları var.

Kanser tedavisi gören insanlar var.

Öğrenciler var.

Aileler var.

Bir ilin ulaşımı yalnızca minibüslerle yürütülemez.

Köy yolu ile şehir yolu aynı mantıkla yönetilemez.

Bugün gençler göç ediyorsa sadece işsizlikten değildir.

Bugün insanlar umudunu başka şehirlerde arıyorsa sadece ekonomik sebeplerden değildir.

İnsanlar sürekli aynı sorunları yaşamaktan yorulduğu için gidiyor. Çünkü kimse bir enkazın üzerinde hayal kurmak istemiyor.

Hakkâri'nin en büyük problemi belki de budur.

Bu şehir neden sahipsiz bırakılıyor?

Bu şehir, iki ayrı ülkeye sınırı olan nadir şehirlerden biridir. Bu durum bir şehrin ticaretinin gelişmesi için büyük avantajlar sunuyor ama maalesef bu konuda hiçbir kalkınma hamlesi ya da yatırım yok.

Artık mazeret değil, çözüm duymak istiyoruz.

Artık açıklama değil, sonuç görmek istiyoruz.

Artık ertelenen projeler değil, tamamlanan projeler görmek istiyoruz.

Çünkü Hakkâri beklemekten yoruldu.

Hakkâri sabretmekten yoruldu.

Ve en önemlisi...

Hakkâri, hak ettiği değeri görmek istiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
1 Yorum
Metin Keskin Arşivi

Doğanın Emaneti Pazarda Tükenmesin

09 Haziran 2026 Salı 09:15

Bayram Geliyor, Halk Geçim Derdinde

20 Mayıs 2026 Çarşamba 15:44

Hakkâri’de sağlıkta büyük emek

14 Mart 2026 Cumartesi 15:12

Ramazan’da Şehrin Vicdanı Konuşur

12 Mart 2026 Perşembe 14:50

Yeni yıl yeni umut

28 Aralık 2025 Pazar 13:08

Bir çocuğun dünyasını kurar öğretmen

24 Kasım 2025 Pazartesi 09:39