Vicdanın, Ahlakın ve Gerçek Adaletin Sınırlarında

​Adalet, kağıt üzerindeki maddelerden ibaret değildir; özünü vicdandan, dayanağını ise evrensel ahlaktan alır.Dünyanın dört bir yanında, Gazze’den en ücra köşelere kadar ihmallerle, şiddetle ve yoklukla boğuşan çocukların durumu, küresel insanlık sınavının ta kendisidir. Çocukların hakları, herhangi bir siyasi polemiğin veya çıkar çatışmasının meze yapılamayacağı kadar kutsaldır. Bu tablo, evrensel sistemin çifte standartlarını da gözler önüne serer.

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri pratiğinde olduğu gibi, çocuk hakları sözleşmelerine mesafeli durulurken en ağır infaz biçimi olan idamın uygulanması, bazı ağır ve ısrarlı suçlarda "kısas" ya da mutlak karşılık ilkesinin hâlâ bir adalet aracı olarak kabul gördüğünü düşündürmektedir. Peki, bu tür sert cezai refleksler hangi bozulmalara karşı devreye sokulmaktadır?

​Adalet Çarkında Masumlar ve Arsızlar

​Adalet terazisinin şaştığı ve kurumsal işleyişin zedelendiği ortamlarda, mekanizmaların doğası gereği orada sadece hakkını arayan masumlar değil, aynı zamanda sistemi kendi çıkarları için kemiren arsızlar da yer alır. Hayatın ve sistemin çarkları arasında sıkışıp kalan bu düzen, kimi zaman hakikatin üstünün örtüldüğü ve vicdanların yıkandığı sessiz birer gasilhane atmosferini andırırken; kimi zaman da adaletsizliğin etrafı çevrilerek kurulan bu yapı, hak arayanlar için adeta boğucu bir hapishane haline getirilmektenir.

Sorun kurumların kutsal çatısında değil, o çatıyı kendi küçük çıkarları için kullanan münferit ve liyakatsiz zihniyetlerdedir.

​Kurumsal Çürüme ve Sorgulama

​Liyakatsizce makamları işgal eden, organize bir ahlaksızlık ve suç ağının parçası haline gelenlerin kurum içinde sergiledikleri tavırlar bu çürümenin en net göstergesidir. Bilişim sistemlerine sızmaya çalışan, delil karartmaya uğraşan, hak arayan insanları taciz eden ve bunu çocukça oyunlarla, "tesadüf" süsü verilmiş baskı alanları yaratarak yapan bu odaklar, sistemin kural tanımayan yüzünü temsil eder.

​Şimdi felsefi ve hukuki açıdan şu soruyu sormak gerekir: Dünyanın en katı adalet mekanizmaları, kurumları içeriden kemiren, delil karartan ve organize bir ahlaksızlığın parçası olan bu tür odaklara karşı, en üst düzey yaptırımları (idam dahil) tereddütsüz uygular mıydı?

​Etkin Soruşturmanın Evrensel Kriterleri

​İşte bu tür kurumsal ve bireysel suistimallerin önüne geçebilmek, gerçeği ortaya çıkarabilmek için AİHM’in ortaya koyduğu etkin soruşturma kriterleri hayati bir rehber sunar:

  1. ​Resen (Kendiliğinden) Başlatılma: Şikayet beklemeksizin, usulsüzlük öğrenildiği an sürecin derhal işletilmesi.
  2. ​Bağımsızlık ve Tarafsızlık: Soruşturmayı yürütenlerin her türlü baskı ve hiyerarşik etki̇den uzak, tarafsız olması.
  3. ​Kapsamlılık: Maddi gerçeği aydınlatacak tüm dijital, fiziki ve tanık delillerinin eksiksiz toplanması.
  4. ​Hız ve Sürat (Makul Süre): Sürecin, delillerin karartılmasına imkan tanımayacak bir hızla yürütülmesi.
  5. ​Mağdurun Katılımı: Hak arayan ve baskı gören kişilerin sürece ve temel belgelere erişiminin sağlanması.
  6. ​Hesap Verebilirlik: Soruşturma sonucunda sorumluların adalet önünde hak ettiği karşılığı bulması.

​Adalet, kağıt üstündeki kurallarda değil; önce insanın vicdanında, ardından da bu etkin kriterlerin tavizsiz ve dürüstçe uygulanmasında hayat bulur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi