Leyla Sapmaz
İğreti Güç, Kiralık Cesaret ve Kenan'ın İki Yüzü
Dünya, gözlerinin önünde cereyan eden ve ne uluslararası hukuku ne de insan hayatını zerre kadar umursayan pervasız bir saldırganlığa şahitlik ediyor.
Ortadoğu’da taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmamaya yemin etmişçesine hareket eden bu yapının eylemleri, sadece bir güvenlik refleksinden ibaret değil. Karşımızda, kendi sapkın ve aşırı uçlardaki teo-politik inançlarını evrensel hukukun üstünde gören, sistematik bir gasp ve işgal zihniyeti var.
Ancak bu tablonun arkasındaki psikolojiyi doğru okumak gerekiyor. Çünkü sergilenen bu orantısız şiddet, bir cesaretin değil, derin bir korkaklığın tezahürüdür.
Korkunun Üzerine İnşa Edilen Lobi Dağı
Gerçek ve kalıcı güç, meşruiyetten doğar. Bugün İsrail’in uluslararası arenada sergilediği cüret, kendi öz gücünden ziyade, Washington başta olmak üzere Batı başkentlerinde kurduğu devasa lobi ağlarının bir sonucudur. Kendi başına ayakta duramayacak kadar çapsız politikaların, ancak başkalarının siyasi gücünü rehin alarak, onları kendi suçlarına ortak ederek ayakta kalabilmesi büyük bir ironidir. Bu, yalnızlıktan ölesiye korkan bir yapının, başkalarına zulmetmek için kiraladığı bir "iğreti cesaret" tablosudur.
Kutsal Kılıflı Gasp
Mesele sadece sınırların değişmesi değil. Kendisini diğer tüm milletlerden üstün ve kurallardan muaf gören bu kibir, başkasının toprağına, evine ve en nihayetinde yaşam hakkına el koymayı meşrulaştırıyor. Hırsızlığın adının "güvenlik", katliamın adının "meşru müdafaa" konduğu bu düzen, insanlığın ortak vicdanında çoktan mahkum olmuştur.
Amerika'nın Beslediği Canavar: O Namlu Kime Dönecek?
Tarih, kontrolsüzce büyütülen ve her suçu örtbas edilen yapıların, gün gelip efendilerini de ısırdığı örneklerle doludur. ABD, İsrail’in her hukuksuzluğuna kayıtsız şartsız kalkan olurken, aslında kendi küresel meşruiyetini ve itibarını da tüketiyor. Peki ya yarın?
Bugün sınırsız bir özgüven illüzyonuyla hareket eden bu zihniyet, çıkarları ABD’nin stratejik hedefleriyle ters düştüğünde ne yapacak? Çok net söyleyebiliriz ki; bugün Filistin’e, Lübnan'a doğrultulan ve tetiği Amerikan desteğiyle çekilen o teknolojik silahların namlusu, koşullar değiştiğinde bizzat onu var eden güce, yani Amerika’ya yönelmekten çekinmeyecektir. Kendi varlığını her türlü ahlaki değerin üstünde tutan, vefası olmayan bir zihniyetin en büyük ihanetini müttefikine yapması an meselesidir.
Kenan'ın Yüzleşme Vakti
O kadim toprakların tarihsel hafızası, bugün yaşananları kaydetmektedir. Bu pervasızlığa karşı söylenecek en net söz, o hafızanın içinden yankılanır:
"Ey Kenan! İkiyüzlü Kenan... Kendi kurduğun o karanlık tezgahların, ne kasaplar, ne canavarlar yetiştirdiğin elbet ortaya çıkacak. Yeter ki sana bir şey olmasın, senin konforun bozulmasın diye; haset ettiğin, hazmedemediğin kim varsa yaktın, yıktın. Ama o devasa kibir maskesinin ardında aslında yapayalnız bir korkaksın. Başkalarından aldığın güçle, o kiralık cesaretle kurduğun tahtın altındaki koltuğu elbet bir gün çekecekler. Bekle ve gör; kurulan bu adaletsiz düzen çökecek ve saklanan tüm o kalleşlikler, o büyük ihanetler bir bir gün yüzüne çıkacak."
Bugün hukuku ve insanı hiçe sayanlar, yarın kendi yarattıkları o büyük yalnızlığın ve enkazın altında kalmaya mahkumdur. Çünkü kiralık güçle kurulan hiçbir hegemonya, tarihin adaletinden kaçamaz.