Modern kaygının kadim ilacı: Sokrates ve cafer dede’nin ortak bahçesi

Günümüzde “beyin görüntüleme sistemleri” (fMRI) sayesinde stres anında beynimizin hangi bölgesinin ışıldadığını, dopaminin nerede dans ettiğini ezbere biliyoruz.

Ancak elimizde bu teknolojik haritalar yokken de atalarımız zihnin karanlık labirentlerinde yollarını bulmayı başarmışlardı. Bir yanda rasyonel aklın kalesi Filozof Sokrates, diğer yanda Anadolu’nun irfan dolu göğsünden süzülen Ata Dede Cafer.

İkisi de aslında aynı dertle dertlenmişti: İnsanın kendi zihniyle olan savaşı.

Sorgulanmamış bir hayat ve gönül gözü…

Sokrates, Atina sokaklarında “Kendini bil!” diye haykırırken, aslında prefrontal korteksimizi(yönetici işlevlerimizi) devreye sokmamızı istiyordu. O, duyguların fırtınasına kapılmak yerine, mantığın süzgecini kullanmayı öneriyordu. Sokrates için çözüm, soruyu sormaktı. Zihin karmaşaya düştüğünde, o meşhur sorgulama yöntemiyle düğümleri tek tek çözerdi.

Öte yandan, bizim Cafer Dedemiz devreye girdiğinde, mesele sadece bir mantık yürütme değil, bir” gönül işi” haline gelirdi. Cafer Dede, beynin nöron ağlarını bilmese de, kalbin sükûnetini bilirdi. O, “Bu da geçer yahu” diyerek amigdalanın yarattığı o ilkel korku dalgasını dindirirdi. Filozofun “neden?”dediği yerde, Ata Dede “eyvallah” derdi.

İki yol, tek menzil…

Biri batıdan rasyonel bir ışık tuttu, diğeri doğudan hikmet dolu bir kandil yaktı. Bugünün insanı, elindeki ileri teknoloji görüntüleme cihazlarına rağmen hala bu iki kadim figürün öğretisine muhtaç. Çünkü beyin taramaları bize “ne olduğunu” söylese de, Cafer Dede ve Sokrates “nasıl yaşanacağını” anlatıyor.

Atalarımız, nörobilim terimleri olmadan da bu süreçle baş etmenin yolunu bulmuşlardı:

Sokrates gibi sorgula; korkun gerçek mi yoksa zihninin bir oyunu mu?

Cafer Dede gibi kabullen; fırtınanın ortasında durmayı ve sakinleşmeyi bil.

Netice itibarıyla; ad ister filozof olsun ister ata dede, hakikat birdir. Beynimiz aynı biyolojik yapıya sahip olsa da, onu yöneten ruh hali binlerce yıllık bu mirastan beslenmeye devam ediyor.

Bu yazı toplam 151 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

BİR AVUÇ İBRİŞİM, BİR DÜNYA UMUT

26 Ocak 2026 Pazartesi 11:22

Hüseyin Avni Paşa’nın Sessizliği

19 Ocak 2026 Pazartesi 10:54

Geleceğin firarileri

18 Ocak 2026 Pazar 14:09

Bir şehri yeniden dokumak

15 Ocak 2026 Perşembe 13:08