Murat Taş
Bir Köyün İnancı: Üzümkıranspor
Şemdinli’nin dağlarına yaslanan, 300 haneli mütevazı bir köy… Ama yüreği koca bir şehir kadar büyük.
2024 yılında Hakkâri Valisi Ali Çelik’in desteğiyle kurulan Üzümkıranspor, daha ilk yılında yalnızca bir futbol takımı olmadığını gösterdi; bir köyün gururu, bir gençliğin umudu, bir dayanışma destanı oldu.
Finansmanı yok. Büyük sponsorları yok. Gösterişli tesisleri yok.
Ama inancı var. Birliği var. Akrabalık bağıyla kenetlenmiş bir ruhu var.
Oyuncuların %90’ı akraba… Aynı sofrada büyüyen, aynı tarlada çalışan, aynı sokakta top koşturan gençler. Birkaç oyuncu da Şemdinli merkez ve çevre köylerden katılmış. Hepsi tek bir amaç için ter döküyor: Üzümkıran’ın adını onurla taşımak.
Gecen sezon takımın emektar antrenörü Vahit Çelik’in liderliğinde, kendi grubunu lider tamamlayan Üzümkıranspor, Play-Off’ta Derecik Belediyespor’u 5-1 gibi net bir skorla geçerek finale yükseldi.
Bu sadece bir galibiyet değildi. Bu, “Biz buradayız” diyen bir köyün haykırışıydı.
Ancak asıl büyük sınav finaldeydi. Hakkâri Amatör Lig Play-Off finalinde güçlü rakip Yüksekova Belediyespor karşısında başa baş bir mücadele verdiler.
Maçın her dakikasında yürek ortaya koyan Üzümkıranspor, uzayan mücadele sonunda penaltılara kaldı. Ve futbolun acı gerçeği… Penaltılarda elendiler.
Ama o gün kaybeden bir takım olmadı.
O gün kazanan bir köyün onuru, bir gençliğin cesaretiydi.
Bu başarının mimarlarından biri de Kulüp Başkanı Kadir Fırat ve yönetim kurulu üyeleri oldu.
Resmi bir finansman olmadan, tamamen esnaf desteği ve imece kültürüyle takımı ayakta tutmak büyük bir fedakârlık ister.
Kadir Fırat; kimi zaman deplasman masrafını denkleştirdi, kimi zaman forma temini için çabaladı, kimi zaman da gençlerin moralini ayakta tutan ilk isim oldu. Başkanlık makamını bir unvan olarak değil, bir sorumluluk olarak taşıdı.
Gecen sezon takımın başında olan Vahit Çelik, imkânsızlıklar içinde kurulan bu yapının saha içindeki mimarlarından biriydi.
Disiplini, inancı ve gençlere verdiği güvenle ilk sezonun temellerini sağlam attı. O gün atılan her adımda, onun emeği ve alın teri vardı.
Sahada ise takımın lideri Kaptan Nurettin Fırat… Mücadelesiyle, duruşuyla ve arkadaşlarına verdiği moral ile sadece bir kaptan değil, bir ağabey oldu.
Ve elbette ismi tek tek sayılmasa da, bu hikâyenin gerçek kahramanları futbolcular… Çoğu akraba, hepsi yürekten bağlı. Kimi tarladan çıktı antrenmana geldi, kimi işten koşarak maça yetişti.
Geçen sezon elde edilen başarı; bir köyün, bir teknik heyetin ve alın teri döken futbolcuların ortak eseridir. Bu emek asla unutulmaz.
Üzümkıranspor sadece sahada değil, tribünde de güçlü.
Her maçta Üzümkıranspor adeta tek yürek oluyor; köy gençleri, aileler ve taraftarlar tribünleri dolduruyor.
Sosyal medyada da büyük bir takipçi kitlesine sahip olan takım, Hakkâri amatör liginde en çok konuşulan ve en çok destek gören ekiplerden biri haline gelmiş durumda.
İlk sezonunda Play-Off finali görmek, birçok köklü kulübün bile başaramadığı bir başarıdır. Üzümkıranspor bunu başardı.
Bu sezon ise takım yine Hakkâri Amatör Ligi’nde zirve yarışının içinde. Şu an ligde Yüksekova Belediyespor’un hemen arkasında ikinci sırada yer alıyor.
Hedefleri net: Ligi en iyi yerde tamamlamak ve geçen yılın yarım kalan hikâyesini tamamlamak.
Üzümkıran’da her maç günü hâlâ bir karnaval havası var. Çocuklar bayraklarla sahaya koşuyor, büyükler dualarla uğurluyor takımı.
Çünkü burada futbol sadece skor değildir; birliktir, kardeşliktir, köyün geleceğidir.
Bu başarı tesadüf değil.
Bu başarı, inanan insanların eseridir.
Ve Üzümkıranspor’un hikâyesi henüz bitmedi.
Belki bir kupa gelir, belki bir şampiyonluk…
Ama kesin olan şu:
Bu takım çoktan gönüllerin şampiyonu oldu.