Leyla Sapmaz
Küresel vicdanın aynası: Zulmün manipülasyon dili ve insanlık imtihanı
Tarih boyunca zulüm ve güç tutkusu, sadece fiziksel yıkımlarla değil, aynı zamanda kelimelerin, görüntülerin ve algıların bükülmesiyle var olmaya çalışmıştır.
Bugün Gazze’de yaşanan insanlık trajedisi, dünyanın gözü önünde acı bir gerçeklik olarak dururken, bu trajediye eşlik eden dijital manipülasyonlar ve stratejik ortaklık arayışları da küresel vicdanı sarsmaya devam ediyor.
Zulmün en temel karakteristiği, işlediği suçun ağırlığı altında ezildiğinde yalnız kalmamak için başkalarını da bu karanlığa çekme çabasıdır. Tarihin her döneminde haklı görünmek ya da sorumluluğu dağıtmak isteyen odakların başvurduğu bu yöntem, bugün modern teknolojinin imkanlarıyla bambaşka bir boyuta taşınmıştır.
Manipülasyonun Dijital Yüzü: Yapay Zeka ve Gerçeklik Algısı
Son dönemde yapay zeka teknolojileriyle üretilen, siyasi liderlerin ve küresel aktörlerin birlik ve dayanışma mesajları veren kurgusal videoları sıkça görmekteyiz. Bu tür içerikler, sadece birer eğlence veya teknolojik şovdan ibaret değildir; aksine, kitlelerin algısını yönetmek ve hakikat duygusunu zedelemek için tasarlanmış sofistike araçlardır.
Gerçek dünyada masum çocukların çığlıkları yükselirken, dijital ekranlarda sergilenen bu küstah birliktelik sahneleri(Abd, İsrail),mazlumun toprağındaki acıyı perdelemeyi amaçlar. Göz göre göre yaşanan haksızlıklar karşısında sessiz kalan veya bu sessizliği stratejik ortaklıklarla süsleyen güç odakları, işledikleri fiilleri makul göstermek için türlü illüzyonlara başvururlar.
Sorumluluğu Yayma ve Haklı Gösterme Çabası
Zulüm ve haksızlıkta sınır tanımayan çevreler, ilk başta tek başlarına yürüttükleri yıkım politikalarının faturasını başkalarına kesmeye veya ortaklıklar kurarak meşrulaştırmaya çalışırlar. Bu strateji tutmadığında ise birdenbire mağduriyet dili devreye sokulur:
- "Aslında onlar bizim topraklarımız..."
- "Bize karşı birleşiyorlar, kendimizi savunuyoruz..."
Bu söylemler, suçlu ile suçsuzun yerini değiştiren klasik bir manipülasyon taktiğidir. Ancak ne kadar gelişmiş yapay zeka videoları üretilirse üretilsin, ne kadar ustaca kurgulanmış bahaneler öne sürülürse sürülüşün, insan vicdanının kaydettiği gerçekler değiştirilemez.
Küresel Sessizlik ve Vicdanın Çöküşü
Gazze’deki çocukların gözlerindeki hüzün ve masumiyet, tüm bu siyasi ve dijital oyunların ötesinde, insanlığın ortak aynasıdır. Dünyanın büyük bir kısmının kayıtsız kaldığı ya da diplomatik dengeler uğruna sessizliğe büründüğü bu tabloda, asıl kaybedilen insanlığın onurudur.
Şaşırmamak gerekir; çünkü tarihin akışı içinde gücü elinde bulundurduğunu zannedenlerin bu tür hamleleri ilk kez görülmüyor. Nasıl ki doğanın ve zamanın değişmez bir yazgısı varsa, haksızlıkla ve zulümle abad olunamayacağı da tarihin süzgecinden geçmiş değişmez bir kanundur. Günün sonunda, vicdanları hiçe sayarak başkalarının haklarına ve topraklarına göz diken anlayışlar, kendi kazdıkları adaletsizlik kuyusunda boğulurlar. Ne de olsa hayatın ve tarihin sessiz akışında, zulmün ve hırsın o ağır yükü en çok sahibini tüketir; tıpkı ağızdan ağıza yayılan sözün işaret ettiği gibi, eceli gelenler eninde sonunda mazlumun toprağına gömülmeye mahkumdur.
Bu köşe yazısı, güncel küresel gelişmeler ışığında insanî ve vicdanî bir perspektifi yansıtmak amacıyla kaleme alınmıştır.