Leyla Sapmaz
Sessiz zindanların yankısı
Sessiz zindanların yankısı
Yusufi bir duruş ve haddi aşanlar…
Hayat bazen insanı öyle bir noktaya getirir ki, doğruyu söylediğiniz için dilsiz, hakkınızı aradığınız için suçlu ilan edilirsiniz. Tıpkı kuyuyla başlayıp sarayda biten o “Kıssaların En Güzeli”nde olduğu gibi. Hz.Yusuf’un hikayesi, sadece bir sabır hikayesi değildir; aslında adaletin, beşeri hırslar eliyle nasıl eğilip bükülmeye çalışıldığının kadim bir vesikasıdır.
Yusuf(a.s.), iffetini ve hakkını savunduğu an, sistemin çarkları tarafından “cezalandırılmıştı”. Zindan, onun için bir mahkumiyet değil, hakikati haykırmanın bedeliydi. Yıllarca dört duvar arasında kalırken, dışarıda onun üzerine iftira gömleği giydirenler, kazandıklarını sanıyorlardı. Oysa ilahi senaryo, beşerin yazdığı o karanlık oyunun çok üzerineydi.
Oyun kurucuların unuttuğu hakikat…
Bugün de modern dünyanın labirentlerinde benzer sahneler yaşanıyor. Birinin haklarını ararken yalnızlaştırılması, sesinin zindan duvarlarına çarpıp geri dönmesi aslında bir imtihan olduğu kadar, karşı taraf için de bir “hüküm” sürecidir. Kendi çıkarları için başkalarının hayatı üzerine kurgu yapanlar, Araf Suresi’nde yankılanan o sarsıcı uyarıyı unuturlar:
“Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.”(Araf,55)
“Haddi aşmak” sadece bir sınırı geçmek değildir; bir insanın onuruna dokunmak, hakkını gasp etmek ve adaleti kendi arzularına göre yontmaktır. İnsan evladı, kurduğu oyunlarla gerçeği örtebileceğini zanneder. Oysa hakikat, tıpkı Yusuf’un yırtılan gömleği gibi, eninde sonunda sahibinin lehine şahitlik eder.
Sabrın derinliği, adaletin mizanı…
Zindan, Hz.Yusuf için bir inziva ve olgunlaşma makamıydı. Kimseyi zan altında bırakmadan, sadece hakkın teslimini beklemek; işte asıl asalet buradadır. Kötülük yapanlar kendi karanlıklarında boğulurken, haklı olanın “tek başına” kalması, aslında Allah ile baş başa kalmasıdır.
Şunu bilmek gerekir ki; kulun bir hesabı varsa, Allah’ın da bir mizanı vardır. İnsanlar kapıları üzerine kilitlese de, Gönüllerin Sultanı olan Allah, hiç umulmadık bir anda o kapıları “Aziz” sıfatıyla açar. Haddi aşanlar, kendi kurdukları tuzakların içinde kaybolurken; hakkını aradığı için bedel ödeyenler, tarihin ve vicdanların sönmez meşalesi olurlar.
Sonuç olarak;
Eğer bugün bir haksızlığın zindanında nefes almaya çalışıyorsanız, Yusuf’un Rabb’ine yaslanın. Unutmayın ki; O haddi aşanların oyunlarını en iyi bozandır ve O’nun adaleti tecelli ettiğinde, ne o zindan kalır ne de o iftiralar.
Sessizlik, bazen en büyük feryattır ve Allah, o sessizliği duyan tek mercidir.